Pazar, Haziran 08, 2008 

Melayê Cizîrî ve Xanî

Ustad, Zaman'daki enfes ve leziz yazınızı okudum..

nefesinize, bir'lige olan aşkınıza selam olsun..

Elinize bileginize ve yüreginize saglık..

Melayê Cizîrî ve Xanî'yi çok iyi anlamış ve idrak itmiş olmanın dersini veriyorsunuz...

Onları hakkettileri yere, Yunus, Hayyam ve Hazreti Mevlana'nın yanlarına, yani olmaları gereken yerlerine koydunuz.. Bu belki de "kardeşlik"i tesis etmenin ve "birlik"e "vahdet"e kapı aralamanın en büyük yoludur.. olur mu ya ayrılık gayrılık, aynı Vardan var edilmiş iken/isek..



yazılarınız dâğ-ı derûnuma su serpiyor gerçekten...

Aşk ve sevgi ile kalınız..

Sırrınız sizi kutsasın..

selam ve saygılarımla...

a.

 

yazı

bu günkü (Pazar) zamandaki yazı çok güzeldi.Ayrıca girişteki peygamberimizin sözünü kişiselleştirerek kendimle bağlantı kurdum.Ezberbozanı daha dinamik hale getirmenizi(Monotonlaşıyor,yani biraz tekdüzeylik var gibi)formatınıza karışmak haddimiz değil amma,sağlıklı olman dileği ile aile bireylerine benden ve bizimkilerden sevgi ve saygılar vardır
f.

Pazartesi, Haziran 02, 2008 

"Hakikat ise, güzeldir."

Saygıdeğer Hocam,

Öncelikle sizi Allah'ın selamı ile selamlarım. Allah'ın selamı, rahmeti üzerinize olsun.

Rüya Sineması isimli eserinizde, en başta, gölgelerin oyunu: rüya sineması bölümünde, spielberg'ün bir prodüksiyonu olarak düşlediğiniz sekizinci söz'de ki temsili hikaye ve Tolstoy'un İtiraflarım eserinde bahsettiği "şark masalı" üzerinde, uzun yıllar evvel dikkatimi çeken, ilginizi çekeceğini sandığım özel bir durumdan bahsetmek istedim.

Tolstoy için İstanbul'a gelmek için gittiği tren garında öldüğü; öldüğünde de islam üzerine olduğu söyleniyor bu minvalde de bu tevafuk önemli olabilir.

Elimde Furkan Basın Yayın Organizasyon'dan 1994 yılında çıkan prof. Kemal Aytaç tarafından çevrilmiş bir "İtiraflarım" kitabı var.
1997 ikinci basım. sayfa: 32

Tolstoy bahsettiğiniz hikayeyi anlattıktan sonra şöyle diyor: ".... bana istediği kadar 'hayatın anlamını kavrayamazsın, düşünme, yaşa!' desinler, bunu yapamam. Çünkü, bunu daha önce çok yaptım. Şimdi elimden gelen, geçip giden ve beni ölüme götüren günü ve geceyi seyretmektir. İşte, bir tek bunu görüyorum; çünkü, bu bir tek şey hakikattir. Geri kalan herşey yalan." (altını ben çizdim)

Önümde de Yeni Asya Neşriyat 1996 basımı Sözler isimli eser. sayfa: 41

Bediüzzaman aynı hikayeyi anlattıktan sonra bütün zamanlara seslenir gibi söylüyor:

"... Ve şu bahtiyar ise, hakikati görür. Hakikat ise, güzeldir. Hakikatin hüsnünü derk etmekle, Hakikat Sahibinin kemâline hürmet eder, rahmetine müstehak olur......"

Herşeyin en iyisini Allah (c.c) bilir.

Sizi saygıyla selamlarım.
ö.

 

seminer

Merhaba Hocam, sizden seminer sırasında verdiğiniz kitapların isimlerini rica etmiştim.
Siz de mail yoluyla hatırlatmamı istemiştiniz.
Bu coğrafyada film yapmak için, mutlaka okunması gereken bu kitapların listesini, müsait olduğunuzda yollarsanız çok sevineceğim.
Kolay gelsin, Allah'a emanet olun
a.

 

ezber bozma

cumartesi, ulaştaydım, seni andık bolca, ezberbozmaya devam, sağlıklı ve sağlıcakla kal çocukları öpüyorum, Allaha emanet ol.
f.g.

 

şiir

Sadık Bey selamlar...
Mail adresinizi, …den aldım.
Eserlerinizi bir süredir takip ediyorum ve oldukça beğeniyorum, bu yüzden kendi bir kaç şiirimle ilgili sizden görüş almak istedim. İnşallah zamanınız vardır. Maile şiirlerimi ekledim. Okuyup görüş bildirebilirseniz çok sevinirim...
Görüşmek ümidiyle
f.

 

dergi

Allah kolaylık versin bu programa dayanacak güç versin sizin çocuklar da herhalde tv den izliyorlardır sizi
yılların birikimi tabi, kırk sonrası olgunluğun doruğunda meyve verme zamanı, ışıtma zamanı
kolaylıklar dilerim tekrar
yıllar insandan çok şey götürse de bir o kadar başka şey de ekliyor sivriliklerini törpülüyor bakış açısını olabildiğince genişletiyor
şimdilerde şekilden kabuktan çok esası ilgilendiriyor artık her şeyin
eskisinden farkım şimdilerde daha az okuyor olmak bunun vicdan azabıyla koşuşturma arasında hayatı yakalayamamak galiba biraz da yorgunum meslek çok yorucu zamanında bir yerlere girip memur olmak varmış bizim işte yarının belli değil işe yaramadığın gün kapının önündesin ne rapor ne doğum izni tek başına yürütmek deseniz maddi külfeti ağır hasılı zormuş
mesaiye bağlı olmak istemediğimden bir yerlere girmek için pek uğraşmadım ama galiba hata yapmışım
yoruldum sizin gibi yoğun bir insana da bunlar anlatılmaz ne olur affedin ne yapıyon ki bunlar iş mi diyeceksiniz lakin kadın, anne.bayan iş kadını, ev kadını, eş bunları olmak hakkaten zormuş tek başına uğraşmak yıpratıcıymış kızlarınızı gurbete gelin vermeyin yalnızlık eğer seçilmemişse ağır oluyor
başınızı şişirdim ne olur affedin bir dokun bir ahh işit yok ben hiç olgunlaşamamışım nasipten öteye yol yok bunu gönlüm tam tamıyla kabul edip sorgulamayı bırakınca her şey düzelecek de sabır zormuş
ne olur daha çok çıkın tv ye bunları da siteniz de duyurun ruhuma ışık gönlüme sevinç katıyor sizi görmek bana çok iyi geliyorsunuz dünyanın ne kadar boş olduğunu anlıyorum simanız ARTIK
ACIYI DEĞİL ALLAH'I ANLATIYOR
VAKTİNİZİ ALDIM HAKKINIZI HELAL EDİN
DERGİ İÇİN DE BİLAHERE GÖRÜŞÜRÜZ SAĞOLUN
m.

 

Biraz da Biz Kürtleşelim Mezuniyet Programı

18-19 Mayıs/Gulan Diyarbakır- Dengbéj Evi


10.00-11.30 Diyarbakır’a Giriş Dersi
Keçi burcu, surlar, Hevsel bahçeleri, camiler, sur içi

11.45 TCK2911- Basın Açıklaması
“Genç Siviller Rahatsız- Ciwanén Sivîl Ne Rehet In”- Ofis Sanat Sokağı

12.15-14.00 JİYAN101- Forum- Diyarbakır Belediyesi Tiya tr o Salonu
“Türklerle Kürtler de Birlikte Yaşayamazsa Batsın Bu Dünya”

14.00– 16.00 XWA101 Kaburgacı Selim Amca
“Acıktık, Hadi Bir Kürt Yemeği Yapalım”

18.30 Biraz da Biz Kürtleşelim Mezuniyet Töreni- Dengbéj Evi
“Azcık Kürtleşmiştir” Mezuniyet Belgelerinin Takdimi

19 Mayıs 2008 Pazartesi

10.00-20.00 Biraz da Biz Gezelim- Mardin-Midyat-Hasankeyf

20.00- 08.00 Diyarbakırlı Ailelerin Yanında Staj

g.s.

 

şakirt

sadık ağabey, sizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum... inşaAllah sıhhat ve afiyettesiniz... tasavvufi meşreb ve acizane bir resail-i nur muhibbiyim... son bir iki yıldır derin ve tarifsiz bir boşluk yaşıyorum... biliyorum, günaha bulanmışlık ve dünyaya tamah bu neticeyi doğurur ama kalbimin ve ruhumun feryad ve figanı beni hergün binkez hırpalamakta ve yormakta... sadra şifa ne varsa bilinmeyen bir ufukta terk etmişim gibi çaresiz ve dermansızım. dünya ve mafiha'sına olan hissiyatım nefrete dönüşmüş ve fakat Allah rızasına olan riyakarcada olsa bir iştiyakım ve din-i İslam'ı ihya için beni rahat bırakmayan kalbi azami niyyetim var... hasılı kelamın aczde karar klıdığı bir hal içindeyim. siz ağabeyimden ricam şifa niyetine birkaç kelam ve okumlar için bir pusula vermeniz... baki selam ve hürmetler... aciz kardeşiniz
a.

 

yazılar

Selamlar Sadık Abi,
Nice oldu görüşemedik, umarım iyisiniz.
Yakınlarda çıkan çıkacak olan Çalışmanız var mı?

Kaç kez niyetlendim, mail yazayım, bir türlü kısmetlendiremedik. "Altın Portakal Şiir Ödülü Özel Konuğu" olduğunuzu basından takip ettim, (hayli oldu ama, ancak yazabiliyorum); ardından, TARAF'taki yazılarınız (Her Taraf'taki) okuyoruz. Devamını diliyorum. Abi, Zaman'da devam etmiyorsunuz, galiba, ya da ben mi denk gelmiyorum...

İstanbul'dan saygıyla

h.

 

hatırlama

Hocam merhabalar

Beni hatırlar mısınız bilemiyorum ama sizinle 94-95 yılında Ankara'da Polis Koleji için bir röportaj yapmıştım, evinizde.

Tabii mezun olduk İstanbul'da föreve başladık. Hayırlısıysa bu sene başkomiser olacağız. Eminönü ilçesinde çalışıyorum. Sizin Birlik Vakfı'nda konuşma yapacağınızı öğrendim. Sizinle tekrar görüşmeyi çok isterim.

Programınız ve vaktiniz uyar mı bilemiyorum ama vakit bulabilirseniz size yemek ısmarlamak benim içn çok büyük bir keyif olacaktır.

Görüşmek ümidiyle...
o.

Perşembe, Mayıs 01, 2008 

Kara Köprü Narlıktır

Sevgili Sadık ağabeyim,

Evvela güzel yazın için teşekkürler. Fakat türkünün aslını şöyle olsa gerek;


Kara Köprü Narlıktır
Güzellik Bir Varlıktır
Şal Aba Giyinenler
Sevdiğine Layıktır

Kala Altı Mağara
İpek Sardım Tarağa
Ben Dedim Yakın Olsun
Felek Saldı Irağa

Dağlara Lale Düştü
Güle Velvele Düştü
Öldüğüme Acımam
Yar Elden Ele Düştü
(Şanlıurfa-Mustafa Savaş-Mehmet Özbek)

Selam ve arz-ı hürmet sevgili ağabeyim.
m.

 

HASBÎHÂL

en sâdık'a…

ey yâren, bu yârenin yâresinde yâri var
yâri varsa yârendir, yâren yoksa yâr ne ki ?
yâr olan yârenlerin, yâr olunca vârı var
vârlıktaki yok'uz biz, yokluktaki vâr ne ki ?

bunlar dile gelmişse, bil ki mesel fânidir
dildir, kabul buyurur her envai şöleni
ne ki, bu şölenbazlar ettiğine kânidir
kahraman ilan eder, bu uğurda öleni

ey yârenim ! bir ara vazgeçerek yârından
derken yüreğimize, erken göçenler geldi
bir baktım bataklığın afili diyarından
yamalı gölgelere değer biçenler geldi

yaşananlar ironi, nahoştan daha nahoş
şahsiyetsiz bedene, şahsiyetli pelerin…
ey tazı yavaş, yavaş ! ey kaplumbağa koş, koş !
içine ateş düşsün, bir gramlık fillerin

halbuki bu sürece gölgemle kıyam-ettim
fark ettim ki küflerin ağız kokusu dinmez
ben de yağmurlar ile sohbete devam ettim
anladım ki yağmurlar topraklarla yetinmez !

e.ş.

 

cem karaca

Sayın Sadık YALSIZUÇANLAR, muhtemelen 5 Nisan’da yazdığınızı zannettiğim, Cem KARACA’ yı anma yazınızı, O’nun Doğum Günü hediyesi olarak kabul ettim…Yüreğinize ve yazınıza teşekkür ederim…
Bilgilenmeniz doğrultusunda kaleme aldığınıza inandığım birkaç önemli konuya (Bilhassa Ölümsüz sanatçı Cem KARACA için çok önemli olana konulara) Temas etmek istiyorum, izninizle…
‘Ölüm’ ve ‘Allah Yar’ bestelerini şahsıma ithaf ettiğini,beni bulutlarda yürütecek kadar cesaret ve heyecana sürüklediğini,bilmenizi isterim..
‘Herkes gibisin’ şarkısı dışında; ‘söylediğim her şarkıyı, esasında esas yarim İlkim için söylemişim meğer’ diyecek kadar, şahsımı şımartmış bir sevda adam olduğunu söylememe lüzum bile yok...
Ancak; Şahsıma söylediği en önemli sözlerden biri şudur;‘‘İlkim, sen benim ömrümsün ömrümün bekçisisin…Allah Yar ‘ dır, hepimiz yalnız ona ait iz…’’
O’nun kollarında verdiği son üç nefesine tanık olmuş, ömrünün bekçisi,kadını olarak; o akarsu gibi sesi veren Yüce Allah’ın, sesi bir fısıltıya dönüştürüldüğünü de tanık oldum…
Vatandaşlıktan çıkartılan ebedi istirahatgahından çıkartılan, karısı yanlış bilgilere itham edilen, yürekleri barış için çarpan kaç insan vardır yer yüzünde…
Cem ve İlkim KARACA ‘‘Barış güvercinleriydiler’’…
John Lennon ve Yoko Ono gibi...
Cem KARACA öldü,John Lennon öldürüldü…
Cem KARACA hep sormak isterdi John Lennon’ a… ‘Ölmekle öldürülmek arasında fark var mı?’ diye..
Ölürken de ‘why’ demiş miydi John Lennon…
Onlar Allah’ ın huzurunda buluşmuşlardır, eminim…
Yoko ve İlkim yeryüzünde henüz yaşıyor…Yürekleri hala,her şeye ve herkese rağmen sevgiyle ‘‘Barış’’ için çarpıyor…
Saygı değer Sadık YALSIZUÇANLAR; 5 Nisan 1945 de doğan ; Kocam, ölümsüz Cem KARACA için; dün mezarı başında salkım söğüt ağacını ektik.Ziraat Mühendisleri odası,İstanbul şubesi ile el ele vererek..Daha evvel 2 kez diktirdiğim halde ağacı yeşertememiştim, inşallah 3. defada başarılı oluruz.
Baş ucundaki taşa, Cem’in söylediklerini yazdırdım…Kitap şeklindeki mermere Cem’in seçtiği fotoğrafları koydurdum,ayak ucuna;kuşlar ve kediler için suluk koydurdum,kalp şeklinde...(Cem’in tarifine göre…)
Benden de, kayın pederim ve kocam için, şapka şeklinde iki vazo yapıldı mermerden…Cem’e benden hep beyaz güller götürüyorum, aramızda kavlimiz var idi…
Yaşarken verdiği vekaletle, Müze-Ev yapamadım..Buda bana dert oldu…‘‘Engin ol gönül Engin ol’’diye, sabrı öğrenerek yaşıyorum…
Sayın Sadık YALSIZUÇANLAR, 7 Nisan 2008 de Beşiktaş Belediyesi Cem KARACA’ yı hatırlayacak, şahsımı da davet ettiler icabet edeceğim bende sizi davet ediyorum.
Gelirseniz güzel olur…Bir gün ru be ru sohbet edebilmek ümidiyle…
i.

 

sinema ve din

Sayın hocam,
Sinemada dinin temsili konusunda bir arastirma yapiyorum.
son donem Türk sinemasında dini /islami filmlerin artmasi ve bu filmlerde islami yaşam biçimleirnin temsili konusunda
sizinle kisa bir gorusme yapmak istiyorum.
Eger kabul ederseniz yuz yuze ya da mail yoluyla bir gorusme yaparak bu konuda ki degerlendirme ve yorumlarinizi ogrenmek ve arastirmam da kullanmak istiyorum.
Iyi calismalar,
ö.

 

mesnevi

Merhaba Üstad,
nasılsınız?
Üstad daha lisansta iken mesneviler üzerine bir araştırma yapmıştım ve özellikle Mevlânâ Mesnevî'si üzerine yogunlaşmıştım.. daha sonra da Nûbihar'da bu araştırma ışığında Mem û Zîn'i bir mesnevi olarak diger mesneviler ile mukayese etmiştim...
Daha o zamanlardan kalma bende bir makale fikri vardı: bâ-yı besmele..
Evet üstad başınızı daha fazla ağrıtmayım.. Tezimle beraber, tasavvuf edebiyatı ile ilgili araştırmaya okumaya çalışıyorum.. İşte Besmelenin be'si ile ilgili olarak düşündüğüm makale üzerine yoğunlaştım
Üstad, irfanî-tasavvufî çalışmalarınızı eskiden beri gıpta ile izlemekteyim.. işte bugün sevgili Azîz'in çevridiği Mesnevî Hikayeleri'ni elime aldım ve o feyzi bol eserinizin önsözünü okudum ve tam da aradığım malumatları buldum.. Bursevî'nin şerhi maalesef kitaplığımda yok ve onun siparişini vermiştim geçenlerde Süleyman Abi'ye..
Üstad çok uzattım biliyorum.. konu ile ilgili kaynakları topladım ama yine de bu konu ile ilgili sizin referans olabilecek tavsiyeleriniz var ise sevinirim..
Üstad makaleyi, bâ-yı besmele, Mevlana Mesnevî'sinin "bişnov"u, La'li'nin şerhindeki malumatlar ve Efendimiz'in kavl-i şerifleri temeli üzerinde olacak.. Makale bittiginde size inşallah gonderirim...
vaktinizi aldığım için bağışlayın..
vesselam ü ba-muhabbet..
a.

 

konferans

selamların en güzeliyle
abiciğim sizi mayısın ortasına doğru üniversitemize konferansa davet ediyoruz.
binbir zorluklarla çıkardığımız bir dergi var. şimdi bizi mezun olacağımız için alt devrelere devrettik.sizin muhabbetinize ihtiyacımız var. bizim için zaman ayırabilirseniz hem istifadeli olacak
cevabınızı ikiden fazla gözle beklediğim kesin...
sanat onu aramak imiş...
teşekkürler...
Yaratana emanet olunuz...
b.

 

program

değerli hocam
1 nisan salı gecesi programı izledim gayet güzel olduğundan
memnuniyetimi ifade etmek için TRT-1’i aradım acil haber gireceğiz başka zaman
arayın dediler.
bu hafta da izledim 1940’lara daldı benim fikrim konu özellikle kırk
yaş grubu ve altına ilgisiz gelmiştir diye düşünüyorum
programın adı madem ki ezberbozan o zaman güncel olaylarda millete
rağmen iş yapmak isteyenlerin ezberlerin
bozacak şekilde program devam etmeli diye düşünüyorum.Sana ve
programda emeği geçen herkese ve yazılarından doloyı özel sevgim olan
tamer beye de sevgi ve saygılar başarılar, Allaha emanet olun.
f.

 

Fas

Maşaallah Kardeşim,
Mailini bir toplantı için geldiğim Fas'ta aldım ve oradan cevaplıyorum. Allah sa'yini arttırsın. Üretimine yetişmek mümkün değil.. Rabbim yar ve yardımcın olsun...
Selam ve muhabbet,
m.

 

ilgi

ilginizden dolayı gerçekten çok ama çok teşekkür ederim ve
mesajlarımdan
dolayı rahatsızlık verdiysem de özür dilerim yazın bir yazınız
yayınlanmıştı
zaman da ;doğuda 90 lı yıllarda yaşanmış dramları
anlattığınız bir yazı idi
mardinli bir fert olarak özellikle de dtp li arkadaşlarımı fevkalade
şaşırtan
bir yazı olduğunu dile getirmek isterim öyle ki birisinin tepkisi şu
olmuştu
zaman gibi türkiyenin en çok okunan fikir gazetesinde bu yazının
yayınlanıyor olması ülkede bazı şeylerin değiştiği anlamına
geliyor. tekrar
tekrar o yazınızdan ötürü sizden allah razı olsun bu arada ben
kürt değilim
arap asıllıyım ve elbette ki onların yaşadıkları
dramı yaşamadım ama ben her
türlü drama ve eşitsizliğe karşı durulması gerektiğine
inanmaktayım dua ve
selametle
a.

 

akibet

hocam saygılar
uzun zaman oldu görüşemiyoruz....
bu aralar İstanbul yolu görünmüyor galiba....
"DÜNYA DURULMAZ" ve "KÜRTLERİN ATEŞLE İMTİHANI"nın akıbetini merak ettim....
bir de şey soracağım...
TRT’de yayınlanan Ahmet Özhan’ın oynadığı "Hacı Arif Bey" filminin bulabilir miyim?b
bu konuda bilginiz var mı?
ve İstanbul’a da gelin de artık görüşelim...Saygılar Şelale...
a.

Cuma, Nisan 11, 2008 

taraf

Değerli yazar Sadık Yalsızuçanlar;

Yazılarınızı mütemadiyen takip etmeye uğraş veren bir okurunuz olarak başta üslubunuza hayran olduğumu ifade etmek isterim.Çok ender rastladığım hoş bir üslubunuz var.Muhtamelen türkçeye vukufiyetiniz bu üslubu edinmenizde önemli bir işlevi olmuştur diye düşünüyorum.
Böyle kısa bir girizgah ertesinde 29 Mrt tarihli taraf gazetesinde çıkan yazınıza değinmek istiyorum.Henüz üniversiteye gitmemiş olmama karşın(henüz 11.sınıftayım) üniversitelerimizin hali pürmelalini gazete ve haberlerden maalesef müşahede ediyorum.İnanın bu durum sizin kadar beni de muzdarip kılıyor.Özgürlüklerin dorukta yaşanması gereken yerlerin bu kertede özgürlük karşıtı bir yapı kazanması insanı gelecek adına karamsar kılmakta.Üniversitelerin git gide daha faşizan bir hüviyet kazanmasında etkili bir çok etmen sıralamak ne yazık ki mümkün.Benim kanaatim en etkili faktör üniversitelerimizdeki öğretim üyelerinin demokrasiye karşı olan inanç eksiklikleridir.Ben üniversite öğrencilerinin hocalarımızdan demokrasi noktasında daha inançlı olduklarını düşünüyorum.Bu da bana tüm bu ümitsizliklerin karşısında ümit aşılıyor.En azından lise arkadaşlarımın ileride üniversiteye gideceklerini hesaba katarak ileriki yıllarda üniversitelerimizde çok daha özgürlükçü rüzgarların eseceğini tahmin edebiliyorum.Kanaatim bu durum benim kadar sizi de umutlandıracaktır.

Bu maili atmamdaki amaç sizi kutlama istememdir.Özgürlükten taraf tutumunuzdan ötürü bir lise talebesi olarak sizi kutlamak istiyorum.inşallah bir gün sizi bizatihi görebilme şansını yakalar bu teşekkürümü ve takdirimi yüzünüze karşı yineleyebilirim.
Allah'a emanet olunuz....
h.

 

Sayın Sadık Yalsızuçanlar’ın “Üniversite,medya ve demokrasi düşmanlığı” adlı yazısına cevaben...

Yalsızuçanlar yazısında üniversitelerin bağnaz tutumundan, hukuku ayaklar altına alan hukukçulardan, İttihadci gelenekten dem vuruyor ve tüm bu olguların halka yaraşan iktidarı halktan uzaklaştırdığını savlıyor. Genel olarak kendisine katılmakla beraber kızğınlığını ve kırgınlığını anlamakta zorlanmamaktayım. Ancak kendisinin ne umduğunu gerçekten merak ediyorum. Yazıda sözü edilen tüm kurum, kuruluş ve yapıların görevleri yeni dönem Marksistlerinden Althusser’in 1970’te yayınladığı “İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları” (DİA) adlı kitabında yer alır. Althusser kitabında kapitalist sistemin devamlılığı için gerekli olan dört ana ilke olan milliyetçilik, liberalizm, ekonomizm ve hümanizmin DİA’lar aracılığıyla halka aşılandığını vurgular. Egemen güç DİA’lar aracılığıyla halkı toplu bir şekilde yönetebilmekte ve ekonomik ilişkilerin yeniden yapılanmasını sağlayabilmektedir. Bu DİA’ların en önemlileri de genel olarak bir ayrım yapmaksızın özel teşebbüsün ya da devletin tüm okullarını kuşatan eğitim DİA’sı ve üretim koşul ve kurallarını belirleyen hukuk DİA’sıdır. Bu DİA’lar egemen güç tarafından sürekli şekilde işlenir. İçerisine radyo, TV, gazete gibi kitle iletişim aygıtlarının tümünü alan medya DİA’sı da bu propagandayı sürdürür. AKP’ye açılan kapatma davası ve üniversitelerin suskun ve hatta demokrasi karşıtı tavrı bu perspektiften bakıldığında Althusser’i ve bu ülkeyi tanıyan kişileri şaşırtmamıştır. Yalsızuçanların haklı olduğu nokta bu İttihadçı bu tavrı karşı durmaktır bilinç sahibi her yurttaşın demokrasinin gelişimi için elinden geleni yapması asli görevidir.
Beni şaşırtan ve hatta dehşete düşürün ise AKP’nin ve bazı “aydınların” demokrasi ve özgürlük samimiyetsizliğidir.Bunları sıralayarak göstermek tahmin ederim daha yararlı olacak;
Dokunulmazlıkların kaldırılması: 2002 seçimlerinde dokunulmazlıkların kaldırılacağı sözünü veren AKP aynı yıldan beri sürdürdüğü iktidarı içinde bir kez bile olsa bu konuda bir girişimde bulunmadı.
Özellikle İnsan Hakları Konusunda Avrupa Birliği Uyum Yasaları’nı tamamlamak konusunda verdiği sözlerin bir çoğunu tutmadı.
301.maddenin kaldırılması konusunda herhangi bir girişimde bulunmadığı gibi içeriğini muğlaklaştırarak yargı yolunu ardına kadar açtı. Dalga geçercesine “301.madde vatandaşın gündeminde yok” açıklaması yapıldı. “301’den hapis yatan yok” diyen hükümet sözcüleri, 19 Ocak 2007’de hapis yatanı değil ama 301 ile hedef gösterilen Hrant Dink’in ölümüne tanık oldular.
Siyasi cinayetler listesi kabarık Abdülkadir Aksu’yu İçişleri Bakanı olarak göreve getiren AKP Hükümeti, Hrant Dink’in ölümünden sonra hükümet, hissettiği “derin acıyı” bildirmekten başka ne yapmıştır? İçişleri Bakanlığı’nca görevlendirilen müfettişler soruşturmalarında ne bulmuşlardır? Dink cinayetinde hukuk ayaklar altına alınırken, ifadeleri ile davayı aydınlatacak bazı kişilerin sadece devlet görevlisi olduğu için sorgulamayışları üzerine ne yapıldı? Örneğin bu anti-demokratik şekilde açılan kapatma davasının önüne geçecek bir kanun düzenlemesi yapıldı mı?
Kürt sorunun barışcıl yollardan çözümü için bir adım atmadığı gibi TSK’ya verdiği yetkiyle K.Irak’a operasyon düzenlenmesini sağladı. Bu yetki ile “Düşük yoğunluklu savaş”ımıza yeni ölümler eklendi. Bu operasyonu kınayan ve barış çağrısında bulunan DTP’ye lanet yağdırıldı.
Demokrasi paketi yerine MHP ile beraber oy hasatına soyunarak bilinen adıyla türban yasasını çıkarttı. Bu yasa ile türban üniversitede belki yerini alabilecek ancak lise ve kamusal alanda serbestisini sağlayacak düzenleme yapılmadığı takdirde kandırmacadan öteye gitmeyecek olan bu düzenleme ağıza bir parmak bal çalmaktan öteye gitmeyecek.
DTP’nin kapatılması konusunda iddanameyi okumadan bir şey sözylemeyeceğini belirten R.Tayyip Erdoğan söz konusu kendi partisi olduğunda sert eleştirilerle yüklenmekten çekinmedi. Ayrıca AKP’ye açılan kapatma davasının sonrasında hukusuzluk ve statüko yazıları kaleme alan Yalsızuçanlar gibi “aydın”lar DTP’ye açılan kapatma davası sonrasında neredeydiler?
Bunlar henüz aklıma gelen hatta aklımda yer eden, hukukun ayaklar altına alındığı, kandırmacanın, riyanın, yalanın, göz boyamanın, ağza bal çalmanın ve hepsinden öte fikri samimiyetsizliğin açıklıkla görüldüğü, gözlendiği, kollandığı uygulamalar. Peki bunlar olurken “aydın”lar neredeydiler?
Son olarak ben de Yalsızuçanlar gibi bir uyarı ile bitireyim; AKP’ye karşı açılan bu anti-demokratik kapatma davasının karşısında duran “aydın”lar AKP demokrasisinin dayatmaları karşısında da durmadıkları sürece tırnak içinden kurtulamayaklar ve AKP mazlum edebiyatıyla kendilerine gösterilemsini istediğimiz demokratik tavrı göstermeyecektir. Kapatılmayan AKP demokrasi sınavını asıl o zaman verecektir.
c.

Cuma, Mart 28, 2008 

yazılar

sevgili Üstad kardeşim,selam ve muhabbetlerimi gönderir, mübarek mevlit kandilinizi tebrik ederim.Elimde mevcut kitaplarınız yok.aslında bir şekilde edinmem lazım.sitedeki yazılarınızı okuyorum, zaman gazetesinin arşivinden takip ediyorum.Süleyman Çelebi'nin şaheserini sosyalist yazar Orhan Asena'da takdir eder, Talat Sait Hamlan da. İlk bölümleri ezberimdedir. sizin yazılarınızla birlikte Cemil Meriçi de okuyorum.Osmanlı gümrükleri kaldırdığı 1838 İngiliz Ticaret antlaşmasıyla gelecekteki büyük yenilgisini hazırlamış.Gılles Delueze ve Felix Guattari artık Batı medeniyetinin tekdüzeleştiğini Doğu Medeniyetini bir ufuk olarak işaret ediyor.Kültür dünyasında sizinle birlikte Enis Batur ve Hilmi Yavuz da Doğu kültürünü dışlamayan bir tutum içindeler.Batı ne kadar medeni? Bağdat Kütüphanesini yağmalayan bir medeniyeti tasvip etmek mümkün mü?Selam saygı sevgi.
h.

 

musıkî

değerli dost,
maalesef biraz geç de olsa sizin kudsi ergüner ile ömer faruk tekbilek hakkında yazdığınız yazıları okuma fırsatı buldum. umudumun tükendiği, haksızlığa karşı çıkacağım derken zaman zaman nefsimin devreye girip bana haksızlık yapma potansiyeli verdiği çoraklaşan bu ülkede, yazılarınız çöldeki bir vaha işlevi görüyor. soluk alıyorum, yeşeriyorum yazılarınızla. çok teşekkür ederim. sevgi ve saygılarımla
e.

 

şehri keşif

Selamdan sonra,
Uzun ve sessiz bir takipti yıllardır benim yaptığım. Sanırım ilkin Kızılay’dan yola çıkıp yürüyerek şehri keşfe durduğum vakitti. Ne çok insan vardır dar kaldırımlar üstünde, kaldırımların darlığı insanlara yetmemesinden yoksa bizim oranın kaldırımlarıyla karşılaştırıldığında uçak pisti mübarek… E, büyükşehir, başşehir… Olacak elbet… Neyse; fakir, şaşkınlıktan ağzı bir karış açık yürüyordum, ardıma bakmadan yürüyordum. Yorulmak mı, belki evet… Serde gençlik var, bir de baktım Ulus’a varmak üzereyim. Durdum, işte ana caddeden içeriye kıvrılan bir küçük sokak başına seyyar tablasının üzerine dizdiği kitaplarla bir sahaf… Adilhan çarşısının henüz keşfetmemiş olduğumdan acayip mutlu ediyor beni bu sahaf…Ne aldım? Sizin Birlik Yayınlarından çıkan Şehirleri Süsleyen Yolcu kitabınızın ilk baskısı… Adınıza aşinaydım, Zaman gazetesinde yazılarınızı görmüştüm sanırım… Hey gidi hey! Yıl, 2000. 2000 yılından bu yana da gerek öykü gerek sinema benim için bir üstat oldunuz… Öyküye merak salmam da sinemaya gönül düşürmem de hep sizden… Özellikle sinema… Rüya Sineması kitabını kaç defa okudum bilmiyorum. Öyle ki bulduğum her nüshayı da sahaflardan bir daha bir daha alıyorum. Çok değil ama sekiz dokuz adet Rüya Sineması edindim böylelikle… Bendeki Tarkovski merakı, sevgisi de böylece başlamış oldu. Ne diyeyim, az mı bu!? Emeğinize sağlık, nefis bir kitap… Gizli bir çekingenlik işte, e-posta adresinize bir türlü cesaret edip de bir şeyler yazamadım. Sanırım, boşluğa konuşmuş olurum endişesi vardı. Üstat sizsiniz yol gösterseniz, simurg olsanız bize? Selam ve dua ile…
Y.

Pazar, Mart 09, 2008 

gezgin

selamlar hocam. Öncelikle insanlara bu denli güzel, enfes eserler sunduğunuz için teşekkürler.
Size 'GEZGİN' adlı kitabınızla ilgili bir soru yöneltmek istiyorum. Eserinizde İbn-i Arabi, Endülüste bir kütüphanede dolaşırken Mevlana ile Şems arasında geçen diyolağu içeren bir kitap eline alıyor. Tarihsel sürece baktığımızda bunun olması imkansız. Acaba benim yanlış okumamdan mı kaynaklanıyor yoksa siz buna özel bir anlam atfediyor musunuz? Kitabın girişinde Mahmut Erol Kılıç hocamıza da teşekkür etmeniz bu eserde sıkıntı bile olsa onun danışmasıyla giderilebileceğini pekala biliyorum.
Eğer yanlış anladıysam özür dilerim. İlginiz için şimdiden teşekkürler...
Allaha emanet olunuz...
m.

 

ulak

Sadık Yalsızuçanlar Beyefendi, epey zamandır yazıp yazmamak konusunda tereddüt ettim ama sonunda karar verdim. Evet sizden istirhamım eğer izlediyseniz Ulak filminin müslümanca analizini sizin kaleminizden okumak çok güzel olurdu diye düşünüyorum.Tabi böyle ısmarlama yazı olmaz diye düşünebilirsiniz ama ne yapayım merak işte.Üzerinde düşünecek ve yazılacak daha önemli konular var diyorsanız, ki bence de öyledir (insanoğlu dünyayı yeterince karartmış ve kirletmiştir ve her mümin ve de mümine müslüman bu karanlığı biraz olsun aydınlatmak amacıyla üzerine düşen her ne ise yapmalıdır) ricamı çocukça bir heves olarak görüp bu maili hiç okumamış gibi hayatınıza devam edin lütfen.Vakit ayırıp okuyacağınızı için şimdiden teşekkür ederim. Allah'a emanet olunuz...
Bir soru (olur ya cevaplarsanız, içimde kalmasın epey zamandır aklımda, birkaç kişiye daha sorulmak üzre bekliyor) : Bir roman ya da hikaye belki de masal kahramanı olsa idiniz kim olmayı seçerdiniz, neden? (Bu da saçma bir soru gibi gelecek belki ama dünyam¹z¹n her geçen gün daha az yaºanabilir hale gelmekte oldu»unu acıyla fark eden biri olarak aklım, hayalim böyle sorularla beni oyalıyor bazen)
t.

 

almanca

Sadik bey yeniden merhabalar,
Son anda dergiyi almanca calismalarla zenginlestirme karari aldik. Simdilik almanca yapilmis ceviriler, almanca yapilmis edebiyat calismalari yayinlanacak ancak ilerki dönemde yayinladigimiz her yaziyi almancaya cevirmeyi ve öyle sunmayi düsünüyoruz.
Sitenizde sizin bazi öykülerinizin almancaya cevrilmis oldugunu gördüm. Bunlari kullanabilir miyiz acaba?
Tesekkür ediyor, hayirli bir hafta diliyorum..
Hürmetlerimle
e.

 

foto

Efendim hayırlı günler dilerim. Ben yaklaşık bir ay önce size mail yazmıştım ve kendimi tanıtmış hatta kitap tavsiyelerinde bulunmanızı rica etmiştim. Siz de sağolun, mailime karşılık yazarak beni ziyadesiyle mutlu etmiştiniz. Çalışmak için büyük bir olasılıkla arabistan a gideceğim, iki, üç güne kadar kısmetse ankara dan ayrılacağım ve istanbul a gideceğim.
Benim ders yoğunluğum yeni bitti. Ve sizden bir ricam var, öncelikle tanışmak, garip adlı öykü kitabınızı imzalatmak ve bir de fotoğraf çektirmek istiyorum. Ve eğer o an için programınızda bir yoğunluk yoksa 10 dakikalık bir sohbet, ben de size şiir kitabımı hediye etmek istiyorum kabul ederseniz. Perşembe veya cuma veya eğer siz hafta sonu uygun olacaksanız hafta sonu görüşebilir miyiz efendim? Eğer yoğunluğunuz görüşmemizi mümkün kılmayacaksa (ki bunu da anlarım) zaten ilerde inşallah görüşürüz, dünya da görüşemezsek ve ben imanımı koruyabilirsem, inşallah ahirette görüşürüz, bildiğiniz üzere "Kişi sevdiği ile beraberdir" efendim. Muhabbetle...
a.k.

 

kitap

Değerli Ağabeyim selam ile...
Şu an Mümtaz Turhan'ın Kültür değişmelerini okuyorum.
Lale devrinden bahs ediyor. Ve bizde kültür değişiminin başlangıcı olarak bu devri gösteriyor. Burada bize sohbet eden ve din felsefesiyle ilgilenen değerli ağabeyim var. Kitap almak için nt'ye girdiğimde tevafuk, karşılaştık. Bu kitaptan bahsettim. Dedi ki; Mümtaz Turhan türkçülüğü öylesine ön plana çıkarıyor ki türkler müslüman diye müslümanlık bahsi geçmiş oluyor.Erol Güngör'ü iyi tanımlıyor ama mümtaz turhan hakkında pek iyi şeyler söylemedi. Siz buna ne diyorsunuz...
Bir de mümtaz turhan lale devrinden bahs ederken kültür alışverişinde Avrupanın üstünlüğü karşısında duyulan acz ile bu medeniyeti anlayamamaktan mütevellit çaresizliği bir mihenk bir ölçü olarak alıp değişmeleri ona göre değerlendireceğiz, diyor. Burada anlayamamak ve çaresizliğimizi açar mısınız, siz ne düşünüyorsunuz ağabeyim?
selam ederim...
Geylani nin makalelerini akşam ve yatsı sporlarından sonra elemanlara okuyorum...müthiş bir başucu kitabı :)
muhabbetle
a.

 

saygı

hocam saygılar Nasılsınız?
İyisinizdir İnşaallah....
Size birşey sormak istiyorum ama rahatsız olmazsınız inşaalah...
1. "Unsuru'l Belagat'a İlişkin Notlar" adlı kitabınız ile "Dünya Durulmaz" ın akıbeti ne oldu?
2. Sayenizde Yalçın Koç gibi değerli bir arifle tanıştım...Artık size çok şey borçluyum...Ciddiyim...
3. Gelin bir çay içelim...Anlatalım hocam...
4. Bir de şu "Sufi Şiirler" konusunda fakiri aydınlatsanız keşke....
5. "Unsuru'l Belagat'a İlişkin Notlar" adlı kitabınız ile "Dünya Durulmaz" ın akıbeti ne oldu?
Saygılarımı arz ediyorum hocam
a.

 

kitap

Muhterem Agabey,
Allah kolaylik versin, isinizi rast getirsin.
Kitabinizin buyuk bir boslugu dolduracagi muhakkaktir.
Daha nice kitaplar yazmayi nasip etsin insallah.
Selam ve dua ile
c.

 

su

Ne güzel ya, su gibi akıyor çocuk aramızda...zevkle okudum,
okudukça
içim açıldı.
Teşekkürler Sadık Bey, Zeyno'ya selamlar.
e.

 

malatya

Sadık kardeşim Merhaba,
Bir vesileyle sitenizi gördüm ve memnun olum.
Zat-ı Âlinizle, memleketimiz Malatya da görüşmüştük malumunuz. Ve size karşı gönlümüzde muhabbet uyandı ve o hep mevcut.
“ Ezelde tanışık olan ruhlar burada da çabucak tanışıp sevişirler…” buyurmuş Peygamberimiz efendimiz. Onun tezahürü herhalde.
Rabbimiz nurunuzu artırsın. Selam ve muhabbetle…
y.

 

ulak

Bidayette selam.
Sadık Bey afiyet dilerim.
Son haftalarda sizin isminizi gözler oldum mecmua içinde; sebebi ise,

Ulak filmine dair bir yorum neşredecek misiniz...
Ulak beni bir hayli etkiledi. Sizin "rüya sineması" tanımına yakın bulduğum, aslında türk sineması için bir idealin tek örneği olarak bana heyecan veren bir film oldu Ulak. Hatta acizane bir değerlendirme yazısı da yazdım bu heyecan ile ve Hece'ye göndermiş idim.
Filmin çatısı olmayan kimi çeperleri var. Senaryonun zayıf kaldığı, tasavvur edilenin görüntü diline kavuşturulmasında kopukluklar var. Film bu ve kimi açılardan acemilikler barındırıyor bana kalırsa. Ama senaryo bana göre ilhamını risalet kıssalarından alması, görüntü dilini tasavvufun "rüya içinde rüyalar" temeline yaslaması, nefs-i emmare ve nefs-i levvame arasındaki çatışmayı metafizik bir düzlemde, nebevi bir duyarlılığın diliyle sunmasıyla üzerinde durulması gereken bir film örneği gibi geliyor bana.
Doğrusu sizin Ulak hakkındaki kanaatinizi bir hayli merak etmekteyim.
Nihayette
selam.
m.

 

Vahdet-İ Vucud

Selam ve muhabbetlerimle......
Yazılarınızı takip eden bir okuyucunuz olarak sizin bir Vahdet-İ Vucud, Vahdet-i Şuhud ve Vahdet-i Mevcud anlayışını bir de bu açılardan okumak gerektiğini düşünüyorum. Hakkınızı helal ediniz.

 

antoloji

hocam saygılar
Nasılsınız?...Afiyettesinizdir inşallah....
"Kürtlerin Ateşle İmtihanı" halen devam ediyor mu onu soracaktım.....
SUFİ'den Kenan Bey'in yeni bir kitabı çıkmış bu arada....
Bizim derlemeye çalıştığımız şiirlerde çıkar inşallah hocam dua edin...
Antolojiye Kemal Akdeniz ile Ahmet Yüksel Özemre'yi de almayı düşünüyorum....
İyi olur herhalde değil mi?
SAYGILAR ŞELALE
a.

 

şiir

Hocam merhabalar…
Nisan dosyasını şiir olarak belirledik. Bu konu kapsamında, yayın kurulunda sizin kaleminize ve engin ruh derinliğinize uygun olacağı düşünülen bir konu belirlendi. “Kainat musikisinin kelimelerin simgesinde görünür hali midir şiir?” Okuyucularımız adına şimdiden teşekkür ediyorum. Selam ve duayla
m.

 

ezber

çok değerli üstadım, sevgili kardeşim Sadık Bey, esenlik dileklerimle. selam, saygı, sevgi. a…dan güzel anılarla döndüm. İnşallah başka bir sanat ortamında yine birlikte oluruz. Bazen sitendeki yazı ve öykülerini okuyorum. İki kesimin de "ezberini bozman" müstesna aydın kimliğini belirliyor. Zaten çağdaş edebiyat Sadık Yalsızuçanlar’la zenginleştiğinin, demlendiğinin farkında. Biri eski biri yeni iki şiirimi gönderiyorum. saygı, sevgi muhabbetle.
h.

Pazartesi, Şubat 25, 2008 

Sufi öyküler

Sa,
Sufi öyküler kitabınızın 106. sayfasındaki bir bilseniz kesin bir bilgiyle başlığıyla başlayan hayat hikayesi kime aittir?
Teşekkürler.
o.

 

rüya sineması

sevgili sadık yalsızuçanlar. yazılarınızı ve kitaplarınızı takip eden ve takdir eden birisiyim. öncelikle bunu söylemem gerekli. sinema üzerine düşündüğünüzü biliyorum. rüya sineması benim de sinemaya bakışımda ciddi etkiler yapmış bir kitaptı. aşağıda sinema ve sanat üzerine uzunca bir denemem var. fikirlerinizi bildirirseniz ve sinema hakkında yakın zamanlarda beğendiğiniz yönetmen ve filmlerden örnek verirseniz çok sevineceğim. belki "aman canım öyle her yazana cevap mı yazacağım?" diyebilirsiniz, saygı duyarım ama sizin son dönemlerde sinema üzerine pek yazınızı okumadığım için sinema konusunda fikirlerinizin değişip değişmediğini , değiştiyse hangi mecrada bu değişikliklerin ilerlediğini bilmek isterim. saygı ve sevgilerimle
e.

 

Hrant Dink

Degerli agabey!
Güzel insan, Hrant Dink ile ilgili yazinizi evde sesli bir sekilde okuduk. Bu adil tutumu dile getirmeniz cok önemli olup bizi hüzünle birlikte sevindirmistir. Ellerinize saglik!
a.

 

kitap

üstad'ım cevahir kadrin cevher füruşan olamayan bilmez
ilk günden bu zamana sizin takdirlerinizle benim gibi bir tembelin elinden de bir eser çıkmış oldu.
Açıkçası ben de eser bitince hem rahatladım, hem de tatmin oldum.
İnşallah asıl Pir-i Mugan'ın da sahip çıkacağı bir eser olur ta bize de sahip çıkarlar.
Üstad'ım inşallah mart ayında eserin çıkacağı söylendi.
ilgi alaka olursa sanırım birinci söze dair çalışmayı da basacaklar
o da inşallah hazır
eğer nasip olusa, bir daha ki çalışma 5. ve 6. mektuplara dair olacak.
Mektubat'ı rabbani ve Mesnevi-i Şerif'i şerhleriyle baştan tetkik ile okumak istiyorum
ta ki adam gibi bir eser ortaya çıkabilsin.
s.

 

pir sultan abdal

hayırlı günler
semazen.net'teki önceki yazınızı okudum. pir sultan abdal'la ilgili kafamda ne kadar da çok kötü şey vardı. kendisini, iran şahının saltanatını isteyen, devlete baş kaldıran ve belirli ideolojik çevrelerin büyüttüğü bir ozan zannederdim. gerçek pir sultan'ı yeni yanıdım. onun için bir teşekkür etmek isterim. zat hakkında ne kadar da suizannımız varmış. yada böyle öğretilmiş..
esas sormak istediğim husus kenan rifai ile ilgili. bu aralar malum başörtüsü tartışmaları aldı başını gidiyor. ne zamandır düşündüğüm (özellikle cemalnur sargutla yaptığınız söyleşinin kitap halini okuduktan sonra) bir konu fakat malum gündemle şimdi sormak nasip oldu. kenan rifainin başörtüsü konusundaki fikirleri nedir acaba. elbette ne kendisinin ne de talebelerinin iman ve takvalarından en ufak bi şüphem bile yok ama acaba bunun sebebi ve hikmeti nedir.
şimdiden teşekkür ederim..
y.e.

 

hikmet burcu

değerli dost,
öncelikle nazik cevabınız için çok teşekkür ederim. benim için her yazdığınız gibi bu da çok değerli.
son yazdığınızdan başlayarak yazdıklarınızın üstümde yarattığı etkilerden küçük örnekelr vermek isterim. öncelikle taraf gazetesinde yazdığınız hrant dink üzerine yazınız çok isabetliydi. hrant dink'in cenaze törenindeki o mahşeri kalabalıkta yer alan ve kıyamet gününü andıran o günde hrant dink'e "hakkımı helal" etmek için oraya giden birisi olarak yazınız çok etkiledi beni. Allah hrant dink'e rahmet eylesin. birkaç defa yüzyüze de görüşmüşlüğüm var kendisiyle ve gerçekten engin yüreği olan birisiydi aynen sizin gibi.
"her yer kerbela" yazınız ve diğer kerbela yazılarınız aklıma geldi. özellikle bir yazınızda geçen " ne de olsa peygamber torunuydu, son darbeyi kimse vuramıyordu" derken nasıl da gözyaşlarımın, bulunduğum ofiste etrafımdaki insanlara aldırmadan boşaldığını hatırlıyorum. zaten hz.hüseyin adı geçince bile gözyaşımı tutamam ama işte bir gönül insanı anlatınca daha bir vurdu beni.
ya da "sırlı tuğlalar"daki gerçekten sırlı bölümler. tarkovsky'nin günlüklerinden bir alıntıya ( ayakkabılarını çıkarıp yalın ayak toprakta yürümesi) kattığınız irfani dokunuşun da yine beni nasıl ağlattığı aklıma geliyor. içim temizlenene dek ağlamıştım. ya da aynı kitapta kieslowki'nin dekalog'undan ilk bölümünden bir alıntı...halasının çocuğa "tanrı nedir?"in cevabını verdiği bölüm...bir müslüman "anın sonsuzluğunu" böyle dile getiriyordu işte.
necatigil şairlerden bahsederken "hasret burcu", "gurbet burcu" gibi şair kategorilerine ek olarak asıl önemli olan "hikmet burcu" şairliğinden bahseder. insanın dosta övgü düzmesi ona taş atması gibidir belki ama bu size ilk yazım olduğu için söylemek istedim. amacım taş atmak değil, gerçekten de hayatımda son dönemdeki etkinizi bilin diye (sizin gibi çok fazla insan sayamıyorum hikmet burcuna ait maalesef) yazmak istedim. bana göre hikmet burcundansınız. bu açıdan size duacıyım. siz de dualarınızı esirgemeyin bizlerden.
hayırla kalın.
e.

 

site

dün gece misafirlikteydik de
ordakilere sizi ve siteyi tanıttım biraz çok hoşlarına gitti...YOKSULLUĞA ÖVGÜ yazınızı okudum çok güzeldi çok beğenildi...
ALLAH razı olsun sizde.uzun ömür dilerim
dua edin inş slm
i.

Çarşamba, Şubat 13, 2008 

dergi

Sadık Bey,
Mart 2008'de uzun bir yolculuğa çıkmaya niyetlenen dergimizin nitelikli olması için sizlerin de destek vermesini istiyorum. Bu bağlamda kısa birkaç metninizle soframıza oturmanızı arzu ediyorum.
Şimdiden teşekkür ederim.
m.

 

Cam ve Elmas

Sadık Hocam,
Hani bir metni okumaya başlarsınız ya, içinizi sarar sımsıcak...
sizi alır başka yerlere götürür... yazarın yolculuguna eşlik ederken kendi dünyanızda bilmediğiniz bir çok şeyle karşılaşırsınız. O duygular okudukça sizi öylesine sarar ki kitap bittikten sonra da kalbiniz attıkça o satırlar ruhunuzda sizinle yaşar. Hrhalde asıl sır,
yazarın o satırları yaşaması, yaşadığı içinde satırlara canlı bir şekilde akması, yansıması... Cam ve Elmas böyleydi, benim için.
Mütevazı yapınızı az buçuk bildiğimiz için bu minvalde sözler etmeyeceğim; ancak bir hakikati dile getirmek istiyorum buradan hareketle. Cam ve Elmas, benim öyle bir dar zamanımda imdadıma yetişmişti ki Allah'ın izniyle okudukça içim aydınlanmıştı. Bir güneş benimle beraber doğmuştu içime...
Denge... Manevi taraf ile maddi alem arasındaki dengeyi nasıl sağlayacağız, sadık hocam? üniversitede öylesine rekabete dayalı bir ortam var ki...Bir vakit namazini eda edip huzurla çıktığınız mescitten sonra sınıfa döndüğümde gördüğüm ortama bakıyorum da bambaşka...
Dedikodu, gıybet... Ve rekabet... Bir makale yazmak için insanlar birbirlerinin fikirlerine hemen konmaya çalışıyorlar. Yani hem ağzı sıkı hem de temkinli olup esen rüzgarların ne taraftan geldiğini takip etmek gerekiyor... Akademisyenlerin kendi arasındaki rekabet de bu nev'e dayanıyor, gördüğüm kadarıyla... Yani lisans'a nazaran yüksek lisans yapmak her açıdan çok yıpratıcı... Böylesi bir ortamda,
dengeyi, huzuru nasıl sağlayacağız hocam?
Cam ve Elmas'ın Kerbela sahnelerini anlattığınız kısımları bir ara öylesine içimde yankılanmıştı ki satırlar benimle beraber çağlıyordu sanki... Sıkıldıkça hatırladığım satırlarınız beni mutlu ediyordu, gerçekten ve sonra sizden mail geldi. Hani o akşam yaptığınız sohbet vardı ya :) çok mutlu olmuştuk, satırlarınızı anarken bizi de sohbetinize çağırmanız :) ne güzel bir tevafuktu :)
Kalp kalbe karşı gelmiştir diye mi adlandırabiliriz böylesi bir durumu? Biz, sizi Allah için sevdiğimizden, Allah kullarına çok merhametli olduğundan böylesi bir sohbete bizi çağırmanız da yine onun sevki ile olmuştur mu diyebiliriz?
Peki sadık hocam, Allah Dostları da çağırırlar mı insanları?
Necip Fazıl'ın hocasının mezarı Bağlum’da, malumunuz.ilk kez ziyarete gittiğimizde mezarini çok etkilenmiştik, huzur bulmuştuk orada. Sonra öyle özledik öyle özledik ki Bağlumu ve Arvasi Hz.lerini... Geçen hafta sonunda cumartesi günü Bağlum otobüslerine bakıp bakıp içimden " ah bir daha gitsek" diyordum...
Hava da soğuk, inşallah bahara derken arkadaşımdan bir sms geldi akşam. " Yarın bağluma gidelim mi?" diye...
nasıl bir tevafuktu, ya Rabbi... Tabii Allah'a çok şükür... Kurs çıkışında hemen otobüse atladık ve bağluma gittik :)
G…diyor ki "Bağluma ya gideceğim ya gideceğim diye hissettim. Gitmesem sanki ölecektim beni öyle çektiler" cumartesi günü de ondan habersiz ben aynı şeyleri hissetmiştim.
Arvasi Hz.lerinin kabri başında dua ederken ilginç bir şey oldu.
Mezarlık bekçisi olduğunu tahmin ettiğimiz bir bey, Arvasi Hz.lerinin kabri başındaki çam ağacına uzandı ve oradan bir kaç dal parçası kopardı ve bize verdi. çok şaşırdığımdan o parçaları hemen aldım ve geriye çekildim. Sonra o beyde arkasını döndü ve gitti.
o anda Arvasi Hz.lerinin bize selam verdiğini ve kendi kabri başındaki çam ağacından gelen o güzel kokulu çam ağacıyla bize sonsuzluğun kokusunu gönderdiğini hissettim. TArifi imkansız bir mutluluk vardı,hem benim hem de gülnur un üzerinde. Gülnur u tanıyorsunuz, hocam. O akşam sohbete beraber geldiğim arkadaşım. o çam parçalarını hemen her gün kokluyorum.
bağlumda namaz kılmak için yapılan küçük ve güzel mescitte g…’a, bir türlü alamadığı saatli maarif takviminden hediye ettiler. Nicedir arıyordum şu takvimden, burda almak kısmetmiş dedi durdu dönerken. İkimizde bağlumdan dönerken huzuru kuşanmış olmanın mutluluğuyla " Yunus öldü deyu sela verirler ölen beden imiş aşıklar ölmez" mısralarını söyledik durduk...
Hocam, laf lafı açtı...hakkınızı helal edin.
Vaktinizi aldık, inşallah görüşmek nasip olur...
Sohbetinize vasıl olmak niyazıyla :)
selam ve dua ile..
n.

 

Mela Cezeri

Sadık Hocam,
Merhaba, nasılsınız?
Nicedir haberlesemedik, insallah sihhat ve afiyettesinizdir.
Hocam, bu aksam S. T.'in radyo programini dinlerken Mello Cezeri’nin kürtçe bir şiirini tercüme edip kendisine gönderdiğinizden bahsetti; acaba o şiirin tercümesini bize de gönderebilir misiniz? Okumayi cok arzu ederiz.
Sadık Hocam, bu hafta sonu ankarada misiniz? Sizin icin de uygunsa bu hafta sonu ya da siz ne zaman uygunsaniz bu yakınlarda arkadaşlarımla beraber bir mekanda sizinle edebiyata, tasavvufa dair hasbihal etmek isteriz... mumkun olur mu, acaba?
Yazarlar Birliginde dersleriniz baslayacak/ basladi mi?
Allah, her gununuzu bir oncekinden guzel eylesin insallah :)

 

KÜLTÜR VE EDEBİYAT KOLU

SAYIN SADIK BEY,
“KÜLTÜR VE EDEBİYAT KOLU” OLARAK BİR “MEKTUP YAZMA PROJESİ” HAYATA GEÇİRMEYİ DÜŞÜNDÜK, EĞER UYGUN GÖRÜRSENİZ; EDEBİYATIMIZIN VE YAZI DÜNYASININ DEĞERLİ BİR YAZARI OLARAK DETAYLARINI AŞAĞIDA VERDİĞİMİZ PROJEMİZDE SİZİN DE YER ALMANIZI CAN-I GÖNÜLDEN İSTİYORUZ. BUNUN İÇİNDE SİZE MEKTUBU ULAŞTIRABİLECİĞİMİZ ADRESİNİZİ VE SİZİNLE İLETİŞİM KURABİLMEK İÇİN TELEFON NUMARANIZI İSTİRHAM EDİYORUZ.
PROJENİN İÇERİĞİ:
SEÇTİĞİMİZ YAZAR VE ŞAİRLERE; OKULUMUZUN OKUYAN, DÜŞÜNEN ÖĞRENCİLERİ TARAFINDAN MEKTUP YAZILACAK, MEKTUBU ALAN YAZAR VEYA ŞAİRİMİZ MEKTUBA CEVAP YAZACAK. ELİMİZE ULAŞAN MEKTUPLARLA BİR SERGİ YAPILACAK. SONRASINDA, MEKTUPLAR OKUL TARAFINDAN TİCARİ AMAÇ GÜDÜLMEKSİZİN KİTAPLAŞTIRILACAK.
NOTLAR:
1- MEKTUPLARIN İÇERİĞİNİ, GENEL OLARAK MEKTUP YAZILAN KİŞİNİN ESERLERİYLE İLGİLİ DÜŞÜNCELER OLUŞTURACAKTIR.
2- MEKTUPLARIN EL YAZISIYLA YAZILMASININ DAHA ANLAMLI OLACAĞINI DÜŞÜNDÜĞÜMÜZDEN, YAZARIMIZIN VE VEYA ŞAİRİMİZİN EL YAZISIYLA MEKTUBUNU KALEME ALMASI ÖNEMLE RİCA OLUNUR.
PROJENİN AMACI:
1- KAYBOLAN DEĞERLERİMİZDEN BİRİ OLAN MEKTUBU YENİ NESLİN DÜNYASINDA AZ DA OLSA YAŞANIR KILMAK VE MEKTUBUN DEĞERİNİ ORTAYA KOYMAK.
2- OKUYAN VE DÜŞÜNEN ÖĞRENCİLERİMİZİN YAZARLARA, ŞAİRLERE ULAŞMALARININ ASLINDA ZOR OLMADIĞINI, ONLARA FİKİRLERİNİ AÇIK VE SAMİMİ BİR ŞEKİLDE ULAŞTIRILABİLECEĞİNİ GÖSTERMEK.
3- EDEBİYAT SEVGİSİNİ ÖĞRENCİMİZE AŞILAMAK VE BU SEVGİYİ ŞİMDİDEN YAŞATMAK.

m.y.

 

Y. Kemal

Merhaba!

Y. Kemal yazisi güzel oldu. Biz de bu sene Y. Kemal ile ilgili birseyler
yapmak üzere birseylere baslamistik. Üsküp`e Y.Kemal`in yasadigi
yerlere bir gezi düzenlenecek, Yahya Kemal Lisesi ziyaret edilecek ve
fuarda bir panel düzenlenecek. Bu konunun Üsküp tarafi hazir. Almanya
da da bidizi okumalar vb. düsünülüyor. Seni cagirmayi önerecegiz.
Ş.’in senin bahsettigin söylesi ile ilgili fikri, "Türkiye`de
konusan cok oldugundan, konuyu salt Almanya ile sinirli tutmak". Ona göre
12 Eylül sonrasi yurt disinda olanlarla ilgili hicbirsey söylenmemis
olmasi. Bir düsünelim.
Her iki konuda da biraz fikir cimnastigi yapmali derim simdilik.
Sevgiyle, dostlukla
t.

 

Dünyanın en küçük çocuğu

Sevgili Zeynep’in
Sevgili Hatice’nin
Sevgili Muhammed İkbal’in
Sevgili Muhammed Hasan’ın Babacığı,
Saadetin böylesi her insana nasip olmaz;tebrik ederim hepinizi.Kardeşim Senai de çift isim verdi çocuklarına;bu da isim bahtiyarlığı.Madem ki Adem’e isim bilgisi öğretildi,çift çift olmalı çocukların isimleri , değil mi ?
Şaire kızın şiirlerini toplu halde gönder bana;ne yapmam gerekirse yapmakla yükümlüyüm çünkü. Derin düşünelim ve sevinçli bir yol bulmayı önceleyelim e mi !
Çocuklarının pabuçlarından öperim; eşine ve sana çocuklarınızla muhabbetli bir hayat dileklerimle.
Dünyanın en küçük çocuğu

 

hezen

Merhaba hocam, iyisiniz inşallah.
Behlûl Zelal abimiz sizin 40 Gözaltı Öyküsü ve Diğerleri kitabınızı bitirmiş, bugün bana gönderdi. Edebiyatçı arkadaşla redaktesini yapacağız. Sonra da basım için görüşeceğiz inş. Halvet Der Encümen e de başlamış.
Kitabın sonlarında bir öykünüzün adı ÖLÜM ÖLÜM HEZEN ÖLÜM. Bunu biraz açar mısınız? Hezen burda hangi anlamda kullanılmış. Kolay gelsin hocam, dua ile...
a.s.

Pazar, Şubat 10, 2008 

kitaplar

merhabalar sadık bey,
merhaba demek için yazıyorum hakkınızı helal edin...
aslında sizi gıyaben çok yakından tanıyan biriyim...size yazma cüretimi bağışlayın lütfen...
uzun süredir tanışmak istedim ama nasip olmadı(hilal tv gen.yay.yön.adnan bey dostum da sizden bahsedince niyetlenmiştim ama...cesaret edemedim nasıl karşılayacağınızı tahmin edemediğim için)
eserlerinizdeki İNCE SIZI ya müptelayım...
ekranda kaybolup-yitmiş söz ehli lerinden olmadığınızın(bunun bilinçli bir tercih olduğundan da şüphem yok)da farkındayım...
HİÇ, Cam ve elmas,harakani hz.kitaplığı,yolcu, çocuk hikeyeleri,okuduklarımdan birkaçı sadece...
en son dost-tv deki muharrem sohbetinizi de gönül-kulağıyle dinledim...çok hoş ve kucaklayıcıydı...farklı ama size özgün idi...
zaman’daki kardeşik-birlik VAHDET VURGU lu yazılarınız CANÜ GÖNÜLDEN çıkmış birer reçete hükmünde aslında ama anlayanlara....İNŞAALLAH
fakir de malatya lı(1966 merkez aşağıbanazı-yavaşoğlu durağın dan)...ama 14 yaşında çıktım sizi fazla oyaladım kusurabakmayın,inanın yıllardır sanki beraberiz hissini taşıyorum...
Allah rasülü nün birbirinize sevdiğinizi söyleyin düsturunu bu vesileyle hayata taşımaya çalışıyorum sadece...
evet gerçekten sizi Lİ_VECHİLLEH sevdiğimi de söylemekten çekinmiyorum....Çünkü ülkemizde kaybolup yitmiş zülcenaheyn -AYDIN tipi mizin son örneklerin densiniz belki...
ALLAH ;ELİNİZE,BEYNİNİZE,YÜREĞİNİZE kudret elini bağışlasın inşaallah ,güzel adam...
herşey gönlünüzce olsun sadık bey kardeşim...
selamlar,sevgiler,saygılar.....
ö.

 

üslup

Almanya'da yasiyorum. Birikiminize, uslubunuza ve üretkenliginize hayranim.
Göc edebiyati vasitasiyla göcmenlerimizin sesini Almanya'da ve Almanya sinirlarinin ötesinde dalgalandirmak ve tabi, ülkermizin genc ve dinamik kalemlerini Almanya'daki genclerimize tanitabilmek azmiyle bir edebiyat eki hazirligi icindeyiz. Sizin muhtesem calismalarinizdan biriyle "Bismillah" demeyi ve öyle yola cikmayi arzuluyoruz.
Dergimizin daimi destekcilerinden olmayi düsünürseniz bizi ayrica mutlu edersiniz.
Müsbet bir cevap alabilmek umuduyla hürmetlerimi sunuyorum.
Selamlarimla
E.K.

 

taraf

Sadık bey Taraf’taki bu günkü makalenizden dolayı sizleri tebrik ederim. Allah kaleminizde,dilinizde ve halinizde sürekli adaleti fışktırtsın.
evet doğru islamiyeti ve islamiyete layık doğruları her haline uygulayan ilkeli insanlar lazım bu ümmi topluma. Yoksa haksızlık ve adaletsizlik almış başını götürüyor. Her şey zıddına inkılap etmiş. Çok selamlar. ankaraya gelirseniz beklerim sizi.
e.

 

şaire

Kardeşim Sadık Bey,
Merhaba
Çocuklarının sevinci dünyadan büyük mü hala. Benden sual edecek olursan Türkiye'den iyiyim,dünyadan ise daha da iyi. Sevgili Şaire kızın şiir oyununu sürdürüyor mu?
Kitaplar ulaştı mı elinize?
Ailece muhabbetle,
m.

 

40 göz altı öyküsü

selam sadık bey
böyle soğuk kış günlerinde okunmaması gereken bir kitapla 'tanıdım' sizi.
40 göz altı öyküsü ve diğerleri...
ikinci el bir kitapcıdan aldığım bu kitapla dün gecemi geçirdim.
halvet vardı başında. ben kendimi bildim bileli aşk öykülerine ısınamam.
uzatmayayım.
sitenize de baktım.
farklı,renkli buldum.
bugün kendimde değilim. 40 göz altı öykülerinin hapsindeyim.
size teşekkür etmek istedim.
s.r.

 

site

Saygıdeğer Hocam
Bu mesajdan ötürü rahatsızlık vermiş oluyorsam şimdiden özür dilerim. Ben Malatya'da avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 1 yıldır semazen.net'ten sizi takip ediyorum. Ayrıca Zaman Gazetesindeki yazılarınızı takip ediyorum. Semazen .net gerçekten günlük olarak açtığım ve faydalandığım bir site. Sizi orda görünce de pek sevindim. Bir husus hakkında sizden bilgi talep etmek istiyorum. Çoktandır almayı düşündüğüm ancak bir türlü nasip olmayan bir mesnevi tercümesi almak istiyorum. Ancak piyasada çok sayıda tercüme var. Bazıları 2 cilt bazıları 6 hatta tek cilt olanı da vardı yanlış hatırlamıyorsam. Şimdi ben ilk defa alacağım için ve muhtemelen bir daha da almam. O yüzden aslına uygun tam olan ve dili de anlaşılabilir olan bir eser almak istiyorum. İnternetten biraz baktım ama sağlam bir bilgi edinemedim. Mesnevi ile hemhal olan biri olduğunuzu düşünerek size de sormak istedim. Örneğin Semazen sitesinde Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür yayınlarından çıkmış bir eser var. Veled Çelebi İzbudak'a ait. Sipariş verdim ama daha ücretini havale etmedim. Yani tereddüt ettim. Bir kaç yerde de bu eserin güvenilir olduğunu görmüştüm. Daha önce de Milli Eğitim Bakanlığı basmış. Konu bu hocam. Bilgi verirseniz çok sevinirim.
v.

 

izleme

merhaba
cmt sizi seyrettim dost'ta
programın zihnimde bıraktığı tat huzur oldu
bir ermişin huzuru sarmıştı çehrenizi,
...alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır her kırışığı sorulacak bir hesabı ,her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır der ya şair sizin fotoğrafınızı gördüğüm günden beri isminiz bu dizeleri çağrıştırır bana ...ve dualar dökülür dudaklarımdan ferahlıklar ver Rabb'im o'na...
garip'ten sonra çok yorulmuştu zihnim...
nihat dağlı’nın dediği gibi yeryüzünde şairane oturamayanın öyküsüydü satırlar
okurken boğuldum ,kitabın inceliğinden dolayı epeyce çantamda taşıdım tabii panzehiri cam ve elmasla beraber
defalarca okudum
satırlarla olduğum mekanda yükselip boş bir koşturmacanın içindeki insanları seyrettim
kimi zaman o kadar acıyla doldu ki yüreğim "size yazıyı mecbur kılmayan daha taşınabilir bir hayat diledim" RABB'İMDEN
o kadar kopardı ki beni yaşamın koşturmacasından
gerçekten bir aşk bu kadar acı verir mi insana diye düşünüyorum bazen ve hemen ardından hafizanallah diyorum muhteşem eserlere vesile olsa da kalb kafa çoluk çocuk kaldırır mı bu kadarını
şair " unutursun mihriban,oğlun kızın olsun hele sen beni değil kendini de unutursun'demiş ya gerçekten yalan mı söylemiş,şairler yalancı mıdır
yoksa biz garipler yüzeysel yaşadığımızdan mı şairleri anlayamayız
kitaplar harikaydı ama nasıl özlemişim sizi ,uslubunuzu
ağlamak isteyipte ağlayamadığım zaman açar yakazayı okurdum ve bir kaç cümle sonra boşalırdı gözyaşlarım
acıyla damıtılmış satırlardı ama boğucu değildi daha saftı aşk ,acı umut
lakin garip daha acı daha yakıcı daha planlı ve umutsuz
kalbim okurken sıkıştı yazana ne zor dedim acıyı damıtmak
lakin sizdeki huzuru görünce tv’de huzura erdi yüreğim tasavvufun ışığı vardı üzerinizde
ne denli özlediğimi fark ettim
şehrin dağdağalı hayatında sıkışıp kalmışım
gazetelerden tv’den sitenizden takip ediyorum fırsat buldukça
hayat ve sorumluluklar beni çağırıyor
yoksa size uzun uzun yazmak isterim
görüşmek dileğiyle
n.

 

cam ve elmas

selam sadık bey
cam ve elmas'ı okudum.
çok etkilendim.
biraz katılaşmış bir kalp benimkisi.
beni etkileyen çok az şey var.
cam ve elmas bunlardan biri oldu.
teşekkürler.s.

 

nubihar

Merhaba hocam,
dün cevap yazamadım zira bir aya yakındır elektrik sıkıntısı çekiyoruz. Bu yüzden çalışmalarımız da aksıyor. Süleyman abi ile görüşmüştüm. Cam ve Elmas'ı okuyup sana göndereceğim demişti. Ben de bakıp gönderdikten sonra matbaaya gidecekmiş. İnşallah en kısa zamanda gelir.
Hocam ayrıca sitemizde de tanıtımı yapılması için size Nûbihar'ın 103. sayısının kapağı ile tanıtım yazısını gönderiyorum. Arkadaşa verirseniz, siteye eklesin. Hocam ayrıca dergiye ulaşabiliyor musunuz acaba? Ulaşamıyorsanız size gönderebilirim.
Saygılar Üstadım. Dua ile.
a.s.

 

HER YER KERBELA

Son kitabınız "HER YER KERBELA" yı dün akşam aldım. Kerbela hakkında doyurucu bilgilere nihayet ulaşabildiğimi sanıyorum... elinize dilinize emeğinize sağlık hocam...
bir de 12 ocak'ta istanbuldaymışsınız. çok görüşmek isterdim ama o gün bursa da turnemiz vardı. ben de rahatsız etmek istemedim... ama bir daha ki sefere olur inşaallah....
Saygılarımla....
a.

Cumartesi, Ocak 05, 2008 

İşkodra

İşkodra’dan selam
azizim şükür geldik
arkadaşlar ev bakıyorlar; burada yayınevi kurmuşlar bütün balkanlara
hitabediyor
teda işini yapabiliriz. dua ediniz selama kalınız
a.k.

 

İbni Arabi

Hayırlı Geceler Hocam,
Kaç zamandır size göndermeyi düşünüyordum; fakat hep unutuyordum göndermeyi. Biraz önce arşive bakınca gördüm. Hemen göndereyim dedim. Sitenin girişinde İbni Arabi'ye ait bir vecize var ya, işte onu kürdçeye çevirmiştim, sitenin kürdçe girişinde animasyon olarak verilmesi için. O metni size gönderiyorum, türkçe kısmında olduğu gibi, kürdçe kısmında da olması güzel olur. Bilmem ne dersiniz, ya da bilhassa kürtçe kısmında olmasını istediğiniz bir vecize varsa bana iletebilirsiniz.
Saygılar, dua ile...
a.s.

 

şiir

Çok değerli Sadık Yalsızuçanlar, esenlik dileklerimle saygı, sevgi, selamlarımı sunarım. Eserlerine hayranlık duyduğum zatınızla dolaysız bir iletişim imkânı bulurum düşüncesiyle size yazıyorum. Mavera'dan kitap-lık, Kaşgar'dan Mor Taka, Akatalpa, Gösteri gibi hayli dergide yayınladım şiirlerimi. Marksist olduğum öğrencilik yıllarımda dini hiçte irrasyonel bulmadan bireysel vicdanıma yerleştirdim. Bugün daha dindarım belki ama dini irrasyonel bulduğumu da itiraf edemeden geçemiyeceğim. belki ilerde bunun geniş bir izahatını yaparım. Bu mail adresiniz faal bir posta kutusu mudur? Bir mektup ,kargo adresi verirseniz son şiir kitabımı size göndermek istiyorum. size şimdilik son üç şiirimle iki poetik metnimi gönderiyorum.Yoğun bir ajandanız ve meşguliyetiniz olduğunu tahmin ediyorum.Diğer nesir eserlerimden oluşan evrak-ı metrukiyetimi size gönderirsem inceleme lutfunda bulunmanız mümkün mü?Saygı sevgi selam
h.

 

sanat alemi

nasılsınız inşallah iyisinizdir.
sanat alemi sitesinin programı için kızlarağası medresesine gelmiştiniz hatırlarsanız ayın 15'inde. nasipse istanbul'a ne zaman geleceksiniz ve gelince görüşebilir miyiz diye soracaktım.
ve size nasib olur da görüşürsek konuşacağımız konudan da bahsedeyim: yurtdışında yüksek lisans yapmak istiyorum. hangi alanda yaparsam daha faydalı olur emin değilim ''dil'' çok ilgimi çekiyor, yanlış hatırlamıyorsam siz de ankara'da aynı bölümden mezun olmuşsunuz. bu konuda bana yardımcı olabilir belki bir iki tavsiyede bulunabilirsiniz. ve en azından kimseyi dinlemeden kendi başıma karar vermiş olmak istemiyorum. eğer vakit ayırır da bu konuda benimle ilgilenirseniz çok büyük iyilik yapmış olursunuz.
Allah'a emanet olun. görüşmek dileğiyle... saygılar..
a.

 

2007

Selam ile ağabeyim..
2007 yılı şu ana kadar ki en verimli ,en etkileyici,en gelişimci,en tutarlı,en oluşumlu,en tek ben li:) en güzel olan yılım olarak bana inanılmaz derecede neşvünema buldurduğundan siz değerli ağabeyime can u gönülden teşekkür ederim.
İyi ki vardınız ve varsınız. sizin yüzünüzden mutluyum ben, yazmakla mutlu oluyorum ve yazdıklarımla mutluluğu aşılayabiliyorsam ne mutlu bana ...sizleri düşünüyorum.kendimi.benim şu çılgıncasına sevincimden bihaber ailemi,kardeşlerimin o aymaz neşelerini,akrabalarımı,öteye göçmüş ve şu an beni izleyen dedelerimi,nenelerimi,herkesi...Arkadaşlarımı,üniversiteyi,öğrencileri,gençliği, dünyayı.mutlulukla kıvrılıp sarmallaşıyorum. Değerli ağabeyim harbiden..bilmiyorum ama şu şükretmek..inanın her şey bu ibarede gizli.ah bir derk edilse ve ah bir nefsimi inandırabilsem...her şey için teşekkürler ağabeyim....şükürler olsun...
dua ve de muhabbet ile
sınav dönemi, malum :)
vesselam
a.b.

 

Tebessüm

Yunus Melih Özdağ


Şiire esin olan bir yazısıyla Sadık hocaya…


Gene de acıtan bir yanı var her şeyin
Büyülü devasa bir gemiye bakıyor herkes
vaaav seslerinden, hayranlık ünlemlerinden
Bir körün nasıl bir şey! diye haykırışı duyulmuyor

Peki kim teslim alıyor
Bir şölen sonrası sessizliğini
Mutun derininde bin yaz kadar güneş
Yakan
Kömürleştiren yeşil ormanları
Güneşin arkasında
Babasının cenazesinde
Sus pus bir köşede kıvrılmış
Kekeme çocuktan bile kara
Keder.
Kim kimdir teslim alan bütün bunları?
Bayram sabahı nöbette bir asker hallince
Ve kar yağma sesiyle halleşen
Bir banka bekçisi hüznünce.
Kim kim bilmek isterim
Uyurken bir sese uyanmanın ilk şaşkınlığı
Kadar sürede
Kimdir neşeden hüznü
Umuttan kederi
Gülücüklerden sıkıca sıkılmış bir yumruğu
Çocuğu rahimden çıkaran jinekolog gibi
Çekip çıkartan?
(yıkanıp temizlenip anasının kucağına verilir gene çocuk)

Gene de acıtan bir yanı var her şeyin
Cuma namazı çıkışı
Bir papatya görüyorsun yolda
İçine kapanan dışa açılan
Sarı – cansever sarısı-
Ansızın Hüseyin, elbisesi, dünya…


Biliyorum nihayetinde tebessümdür çakılan aynalara
Ama gene de
Acıtan bir yanı var her şeyin
Amerikanın 200 yıllık tarihi var mesela…

 

ali bizim şahımız

hocam merhaba
az önce internet sitenizden 'ali bizim şahımız' yazınızı okudum.
Allah razı olsun.
bu yazınızı okur okumaz bir şiir geldi, bekletmedim yazdım.onu gönderiyorum size.
hürmet ve sevgilerimle.
y.m.ö.

 

Gervan

Merhaba hocam iyisiniz inşallah.
Gervan'ı onayladığınıza sevindim. Teşekkür ederim.
Hocam Cam ve Elmas'ı başka bir arkadaşa da okuttum, redakte döneminde okumama rağmen göremediğim bazı kısımları düzeltmiş sağ olsun. Onları bu akşam geçirdim. Son halini Süleyman abiye birazdan yolluyorum. Yarın kendisiyle Bayram vesilesiyle görüşeceğim inşallah. Kitabımızın ne zaman çıkacağına dair danışacağım, size bilgi veririm. Size de Cam ve Almast'ın kürdçe versiyonunu gönderiyorum. Sitemizde de tanıtabiliriz. Hayırlı olsun Hocam.
Ayrıca şimdiden Kurban Bayramınız Mübarek olsun Aziz Sadık abim.
Îda we ya Qurbanê bimbarek be. Bi hêvîya duayan...
a.s.

 

Gezgin

Hocam biliyorsunuz Gezgin'in çevirisine kısa bir süre önce başlamıştım. Fakat ismini ne koyacağım diye hep düşünüyordum. Zira şu anda Kürtçe'nin en geniş ferheng'inde(Zana Farqînî'nin) Gezgin'in kürtçe karşılıkları: gerok, gerek, gerîdok, seyah olarak geçiyor. Fakat bu isimler bir türlü içime oturmadı bazı nedenlerden dolayı. En son ya Seyah, yani arapça olanını; ya da Gezgîn, yani türkçe olup da orjinal olanı kalsın diye düşünüyordum. Hatta düşlerime dahi giriyordu. Sonra sizi rüyamda gördüm, benimle kürdçe konuşurken.. O rüyadan sonra kürdçe olsun dedim, böylece isim arayışına girdim. Geçen akşam Üstad'ın Münazarat'ının çevirisini edebiyatçı abiyle redakte ederken Risale-i Nur'un bereketiyle Gezgin kitabımıza ne isim vereceğimiz hakkında yüreğime bir nevi ilham geldi. Arkadaşa da söyledim fikrimi o da çok yerinde buldu. Ben de sizinle paylaşmak istedim. Hocam bildiğiniz gibi Kürtçedeki soneklerden biri de "van". Mesela Balıkçıya Masîvan, Oduncuya Darvan, Kervana Karw(v)an, vs. yani o işi yapan o işle meşgul olan anlamında ekleniyor. Ben de GERVAN olur mu acaba dedim. Zira Ger, yani gezme fiili "van" eki aldığında, yani GERVAN gezme işini meslek-yaşantı haline getirmiş, bir amaç için seyahat eden-gezen kişi olarak aldım. Edebiyatçı arkadaş da onaylayınca GERVAN koymaya karar verdim. Gerçi Kürdçeden yola çıkarak kelime türetme dilbilimcilerin işidir; lakin acizane bir katkım olur diye de ümid ediyorum. Zira türkçede de sanırım uzun yıllar Seyyah kullanılmış, ta ki Gezgin bulununcaya kadar. İnşallah bizimki de doğru yerini bulur.
Saygılar...
a.s.

Cumartesi, Aralık 15, 2007 

konya

merhaba,
hafta sonu konya daydım
hem sema izlemek nasip oldu hem de
malum acılı bi anneyi ziyaret oldu
tuğrul hoca salonda
İNSAN TECELLİGAHTIR
derken Alllah ın insana insandan
tecelli ettiğini tekrarladı
nedense
gönül ve aşk tan
başka liman da
yok
o zaman onun da dediği gibi
gönül ebedidir ve aşk da
iki gönül arasındadır
hayalinin gölgesinden
kurtulmak isteyen insan
ariflerin gölgesine sığınmalıymış
benim aklıma sen geldin
ariflerin gölgesindekilerde de
bu kurtuluşun anahtarı olmalı
cd leri şimdi hazırlıyorum
inş. yarın gönderirim
selametle
a.

 

derman

Ahh Üstadım,
Allah sizden ebediyen razı olsun...
Bu kasideyi daha önce de dinlemiştim; ama şuan beni sürüklediği hislere hiç gitmedim.
Rabbim dünyada da ukbada da şifaya erişenlerden eylesin bizi.
Ben dermanı derdin şefkatli annesi olarak görüyorum.
Anne, şefkatiyle çocuğuna hayat oluyorsa ve derman da derde hayat bahşediyorsa; o zaman biz derdiz, dermanımız ise O. Ya Şafi...
aciz kardeşiniz
a.s.

 

kaside

Muhterem Sadık Ağabey
Ben de size çok teşekkür ederim özelikle bölgemizle ilgili yazdığınız yazılarınızdan dolayı.
Bahsettiğiniz Mela'nın bu ve başka kasideleri müzikle veya müziksiz söyleniyor. Eskiden beri Mela'nın kasideleri müziksiz bir şekilde medreselerde ve şeyhlerin divanlarında söyleniyor. Son dönemde birkaç parçası da müzikli bestelenmiş. Suriye kürtlerinden olan Zübeyir Salih bahsettiğiniz parçayı bestelemiş.
Çok selam ederim. Allah'a emanet olunuz.
s.

 

Farid Farjad

Aziz ağabey,
İranlı Keman Virtüözü Farid Farjad'ın bir eserini size takdim ediyorum.
Allah nasip ederse, birkaç gün içinde Diyar-ı Yâr'a Hac vazifemi yapmaya gidiyorum. Bu fakire dua buyurun lütfen.
Kalbi selam ve muhabbetle...
v.

 

Melayê Ceziri

Muhterem Sadık Ağabeyim
Bugün gönderdiğiniz emaili açtım.
Bestelenmiş olan Melayê Ceziri'nin ilahisi Osman Tunç abinin tercüme ettiği Divanda var.
11o. sayfadaki Terci-i bend diye çevrilen ilahinin baş tarafı (110.sayfa) ve sonraki kısımdan bir parça alınmış ve bestelenmiş.
Bir daha orjinalinden inceleyim bir yanlışlık varsa sizi haberdar ederim.
Selamlarımı gönderirim.
s.

 

yürüyüş

saygıdeğer sadık bey.... yürüyüşümüzde omuz omuza olmak onur verici... hayırda kalın güzel kalın...
yayın üssü
y.

Cumartesi, Aralık 01, 2007 

davet

Selamdan sonra,
Hocam uzun süredir halinizi hatırınızı soramadık bağışlayın.
Sıhhatiniz yerindedir inşallah. Toplulugun emailine adresinde mailinizi gördüm.
Ben Temmuz'da mezun olmuştum. Topluluğu da bizden daha iyi yürüteceklerine inanarak
kardeşlerime bıraktım. İnşallah güzel faaliyetlerde bulunurlar.
Davetinize icabet edemedik, bu nedenle ayrıca bağıylayın.
Gazetedeki yazılarınızdan, çoğu arkadaşım gibi biz de istifade ediyoruz.
Kaleminize sağlık. Görüşmek ümidiyle,
Muhabbet Bâki
h.

 

belgesel

selam değerli hocam;
uzun bir zamandan sonra size yazmak çok onur verici. duam herzaman yanınzda olsada mail yollayamadım çunku işlerinizin yoğunlugunu bildiğim için sizi sıkmak ve yormak istemedim doğrusu.
nasılsınız değerli hocam. umarım siz ve aileniz çok iyisinizdir. çalışmalarınız nasıl gidiyor? uzerinde çalışmakta olduğunuz belgesel bitti mi? yayına verildiği anı bilmek isterim doğrusu. izlemek en buyuk keyif olacak emin olun.
şimdilik bu kadar
Allah'a emanet olun
saygı ve sevgilerimle.
baki muhabbetle...
r.b.

 

sohbet

Merhaba Sadik Hocam,
nasilsiniz?
Dunku sohbetiniz gercekten cok guzeldi.
Bu sohbetlerinizi, duzenli olarak yapiyor musunuz aynı mekanda?
Sadik hocam,
Gecen hafta dilime, Yunus Emre'nin " Arayi arayi bulsam izini" ilahisi takildi.
Allah'im ne guzel, ne yanik ne icten...
Bundan 7 asir once, bu ilahinin soylenmeye baslanip aradan gecen zamanlara ragmen olmeden halk dilinde hep soylenegelmesi, beni ilkin cok sasirtti.
cocuklugumda, ananemin cogu ilahi gibi bu ilahiyi de askla soyledigini animsiyorum,
bir sure sonra nasil insan sigaranin tiryakisi oluyorsa bizde bu ilahinin bagimlisi olduk! Demek ki ask ile soylenen hic bir soz olmuyormus dedim.
Hele de Allah sevgisini Ehli beyt muhabbetini anlatan bir ilahinin olmeyecegini, nesilden nesile, kalpten kalbe aktarilacagini daha iyi anladim.
Kur'an-i Kerim, kiyamete degin taptaze ve diri kalacagini haber veriyor ya Sadik Hocam
bu ilahinin de nesilden nesile aktarilip gunumuze degin soylenegelmesi ilahi mesajin canliligina bir delil degil midir sadik hocam?
Yalniz sunu fark ettim, ilahiyi soylerken icimden ya da yuksek sesle, bir sure sonra aglama hissi uyaniyor bende. Devam edersem soylemeye, kendimi daha da garip, belki de tam anlamiyla garip bir yolcu gibi hissetmeye basliyorum.
Ne mutlu Kabe'ye gidip gercek manada Haci olanlara, ne mutlu o aski icinde yasayanlara...
İlahi de gecen;
"Ali ve Hasan, Hüseyin anda
Sevdası gönüllerde muhabbet canda" sozlerine sira geldiginde de hatirima
Cam ve Elmas isimli romaninizdaki kerbela hadisesini anlattiginiz kisimlar geldi.
Bunlar zihnimden gecerken, notlarinizi okurken sizden haber geldi.
Hos bir tevafuk oldu :)
insallah yine gorusmek kismet olur.
Baki selam ve muhabbetle...

Arayı arayı bulsam izini
İzinin tozuna sürsem yüzümü
Hak nasib eylese görsem yüzünü
Ya Muhammed Canım arzular seni

Bir mübarek sefer olsa da gitsem
Kabe yollarında tozlara batsam
Hub cemalin bir kez düşümde görsem
Ya Muhammed Canım arzular seni

Zerrece kalmadı kalbimde hile
Sıdk ile girmişem ben bu hak yola
Ebu Bekir, Ömer, Osman'da bile
Ya Muhammed Canım arzular seni

Ali ve Hasan, Hüseyin anda
Sevdası gönüllerde muhabbet canda
Yarın mahşer günü Hak divanda
Ya Muhammed Canım arzular seni

Yunus senin methin eder dillerde
Dillerde dillerde her gönüllerde
Arayı arayı gurbet illerde
Ya Muhammed Canım arzular seni

n.

 

kitaplar

Çeviribilim 1.sınıf öğrencisi olmaya alışmaya çalışıyorum şu günlerde...
Geleceğimden bi-haber olduğum zamanlardan birinde, bir arkadaşın sevinç dolu çığlıklarla hece öykü dergisini avuçlarına alırken duymuştum ilk defa
adınızı...Ardından nedenini bilmediğim bir his,kitaplarınızı okumaya itti beni;okumalıydım,sebebini bilmeden...Yalnızca bunu biliyordum.Hece öykü de bir hikayenizi okudum,alıştığım tarz değildi aslında...
Sonra...Tüyapta gördüm kitaplarınızı...Halbuki çok istemiştim imza gününüze gelebilmeyi,ama nasip olmadı...Ahlanıp vahlanmalarım kâr etmedi tabi ki,imza gününü olduğu günde öğrenince...Roman,diyordu Cam ve Elmas ın başında...Romanlara çok fazla para vermek istemem aslında,kitaplığımda olan kitap ömür boyu lazım olmalı bana,her okuyuşumda ayrı bir zevk almalıyım...İçimde yine aynı ses...İçinde,hem neşenin hem hüznün simgesi olan o mor renge bürünmüş belki de bana en zor anlarımda yetişen kitaplardan birini,Cam ve Elmas ı aldım...O)n beş günde bitirdim aslında bir günümü alacak kitabı,bilerek...Kanıma işleyerek okudum,aynı sayfaları defalarca..Ben,dedim okurken,ben anlatılıyorum burada...Benim buhranlarım,benim sıkıntılarım,benim O'na ulaşma isteğim..Etrafımdakilerin,sevdiklerimin kederleri burada anlatılanlar,onların sıkıntıları...Neredeyse hiç ayırmadım yanımdan on beş gün boyunca...İlk defa bir kitabın satırlarının altını çizerek okudum...Ve onu, çok sevdiğim birine emanet bıraktım, belki onun da ruhunda bir yerlere dokunur diye...
Hz.Hüseyin şehit edildiğinde,duramadı yaşlarım gözümde...Gözlerimi insanlardan çevire çevire ağladım....
Mor gibi tıpkı,neşeyle hüznü,dağılmayla kendimi toparlamayı bir arada buldum..Camlar birer elmasa dönüştü içimde sanki...
Ve ben eminim..Cam ve Elmas bir roman değil...Gerçekten bir gönül sağaltıcı kaynak...Benim içim öyleydi...Önüme gelen herkese,bütün sevdiklerime okumalarını söyledim...
Umutlu bir yolculukta erdi nihayete Cam ve Elmas...
Aslında çok yer vardı anlamadığım...Anlamını defalarca düşünüp de bulamadığım..Hitaplar kalbimi yıktı,yeniden inşa etti sanki...Rabbe bu kadar güzel yakarabilmenin en samimi şekillerinden biri..Allah dualarımızı kabul etsin..
Allah razı olsun hocam...Kudreti kaleminizden eksik etmesin.Şimdi Gezgin var sırada...Onu daha bilinçli bir şekilde okumaya çalışacağım..
Yara saran bir kitaptı Cam ve Elmas...
'bana yol göster, ben hiçbir şeyi anlayamıyorum. Gördükçe körleşiyorum. İşittikçe kulaklarım kapanıyor. Yaşadıklarımdan öğrendiğim hiçbir şey yok. Kendimi aldattığımı hissediyorum, ama bir an olsun durup bakmıyorum, içine kaydığım boşluk büyüyor, içimdeki ıssızlık o boşluğu yutacak kadar büyüyor.
Sağolun hocam....İnşallah bir gün bir kitap fuarında ben kendimi kaybetmişken karşılaşmak üzere…
a.

 

dil

İnsanın içine işleyen bir dağarı dile getiriyor ya diliniz..
Saygılarımla. Daima.
y.

Çarşamba, Kasım 21, 2007 

İbn-i Arabi

Çok muhterem ve değerli ağabeyim, Sadık bey
Özgün eserleriniz ve çalışmalarınızdan dolayı can u gönülden tebrik ederim.
Cenab-ı Hak daha nice eserler nasip eylesin. iltifat olarak değil iftihar vesilemizsin.
Bediüzzaman'ın Re'fet bey'e bir suale karşılık malum cevabı var.
Bu mektuptan çıkan letaif-i aşere farklı tasniflerde taa 19 a kadar çıkıyor.
Sayının sınırından çok kavramların açıklanması konusunda aciz kaldım. beni çok aştığını anladım.
İnternet sitenize de zaman zaman giriyorum.
İbn-i Arabi konulu çalışmalarınız olması dolayısıyla bu konular hakkında ancak sizden cevap alabilirim diye düşündüm.
Beni anlamışsınızdır umarım.
Ya mail marifeti ile ya kaynak adresi vererek veya önereceğiniz bir yolu bildirmenizi şeklinde de olsa yardımlarınızı istirham ediyorum.
Konuyu bir ödev ve görev olayı kadar bizatihi merak ediyor, öğrenmek istiyorum.
Hürmetlerim ve selamlarımla
d.s.

 

söyleşi

Sadık Bey dostum, biraz gecikmem için lütfen kusuruma bakmayın.
Bu söyleşi, iletişim kurmamıza bir vesile oldu.Geniş zamanlarda elbette
paylaşacağımız çok şey olacaktır.
Ben söyleşiyi inanıyorum ki size en geç 29 Kasım'da ulaştıracağımZaten
1-2 Aralık'ta Almanya'da olacağım.
Haberleşmek dileğiyle duyarlığınıza, sabrınıza gönülden teşekkürlerimle.
y.

 

anaximander'in vecizesi

merhaba sevgili yalsızuçanlar,
anaximander'in vecizesi'ni, internetten bir tevafuk sonucunda, sayın nejat aday'ın çevirisinden okumamı sağladığınız için nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. hadsiz hesapsız gönül borcum var size. çok şükür ki bu ülkede sizinle birlikteyim. duacınız ve gönüldaşınız olarak kabul ediniz.
sevgili dost, "makaleden yaptığınız bir alıntı"dan bahsettiğinize göre, bu okuduğumuz kısımdan daha fazlasına ulaşabilme imkanım var mı? eğer bu imkana özel olarak sahipsem size zahmet olmazsa yararlanabilir miyim?
uzun süredir elimdeki kitap, recep alpyağıl'ın çalışması "dekonstrüksiyon ve din" adlı eseridir. epoché kavramı üzerinde kafa yoruyorum ve sanırım bir aydınlanma sağlayabildim. selam sevgi ve bağlılıklarımı sunuyor, hasretli selamlar gönderiyorum.
Ö.

 

söyleşi

üstadım selamlar. uzun zamandır görüşemiyoruz. Üstadım, sizinle bir konuyu paylaşmak istiyorum doğrusu bir teklif aslında. İstanbul Fatih Üniversitesi'nde okuyan bir arkadaşımın hocası derste öğrencilere "yazarlarımızdan biriyle röportaj yapın hatta getirebilirseniz sınıfa getirin demiş. Benden yardım istedi. Aklıma siz geldiniz, Üniversitede edebiyat dersine katılabilir misiniz? imkansız olabilir ama paylaşmak istedim sadece
en azından bir röportaj verebilirseniz arkadaşım adıma mutlu olurum.
görüşmek dileğiyle üstadım hoşça kalın...
f.

 

şairliğin talibi olur mu?

peki sizce bu şairliğin talibi olur mu?
talip ehemmiyetli değil.dışarıdan birisi gözüyler
baktığınızda ne
düşünürsünüz?sadece merak ediyorum...
bu arada gazetedeki yazılarınızı da merakla ve ilgiyle takip
ediyorum...
rabbim zeval vermesin...
roman taslaklarım da var...ama bunları ne zaman ve nasıl hayata
geçirebilirim bilmiyorum...
bazen olay anlatmak istiyorum...bazen de sizin gibi iç monologlar
şeklinde
dilime geliyor.yani bir üslup tutturabilmiş değilim...
dediklerinizin altın kıymetini saklayacağım...
çok sevdiğim bir beyitle size bugünlük veda ediyorum...anlamıyla
daha
doğrusu...
kalbin ateşler coşturan denizi durgunlaşınca, her bir hatıra
vücutta bir kan
girdabı olur....
sevgilerimle...
b.

 

yazmak

insanın yazdığının hakkı anlatması gerektiğini
düşünüyorum..ama gerçekten
yaşadığım birçok gelgit var abi...bunlar da dünyevilik olarak
size
gönderdiğim maildeki gibi görünüyor.insan dünyeviyatı eserine
yansıtmalı
mı? mesela sizin eserlerinizde ne kadar dünyeviyatı bırakamayan ama
sürekli
bir arayış içinde olan insanlar var..amaçsızca (bir evvelki
ingilizce
yazımda olduğu gibi) dünyevi kışkırtıcılığı tasvir eden
yazılar hakkında ne
diyorsunuz... size yolladığım yazımı okumuştum... bu yazı bir
mektuplaşma
gibi olacaktı...roman taslağı..bu da bir bölümüydü...alman bir
bayan ve türk
genci arasında mektuplaşmalar. mektup-roman gibi...ama bir daha
okuyunca bir
daha gördüm ki..ben çok dünyevi düşünüyorum...
ama insan yazdıklarından da hesaba çekilir...
bu konu kafamı karıştırıyor
b.

 

ah benim yaralı ruhum

selam,
açıkçası uzun zaman olmuştu/ şu an dinlediğim şarkı
sanırım buraya bu sözlerin altına ya da üstüne çok uyuyor
livaneli dinliyorum nedense bu akşam
susup uslanma vaktidir
bunu görüyorum
ah benim yaralı ruhum
ah benim isyanlarım
ah benim yalnızlıklarım

senden çok şey öğrendim güzelliklere açılan pencereleri
araladın, biraz önce gökekindeki oğuz atay yazının altındaki yorumu
okuduğumda hikaye yazmasan diyenlere inat senin en çok hikayelerini
sevdim / yeni hikayeler yazmanı adeta onları özleyerek bekledim
yaptığın yorumlardan/ tekrarladığın beyitlerden süzülürken gelenler
gönlümün var olduğunu her şeyin allah ın da sığacağı genişlikte bi yer olduğunu
görmemi sağlasa da/ yakaza da tanıdığım elif gibi yalnız ve garip bir sadık
olarak kapladın gönlümdeki yerini
bugün daha iyi anladım ki
aşk denilen şeyin sendeki varlığı
herşeye rağmen
sahip olduğun sahiplendiğin ve hayat
kurduğun yerde
ama hayat tam bir düş kırıklığı
sahiden böyle/ samimiyetle bana
bakan yüzün için sağol
varlığın dostluğun için de
seni tanımış olmaktan
mutluyum
a.

 

tanıma

Merhaba
Sizi açıkcası tesadüfen 2 sene kadar önce bir söyleşide tanıdım ve geç tanıdığım içinde üzüldüm. O günden itibaren de yazılarınızı takip etmeye başladım
Aslında size yazmayı düşünmez iken (geldim işte kapındayım) yazınızla o sevgiliye bir kez daha aşık oldum.
O ne muhteşem bir o kadar da sade, yalın tam da duygularımıza tercüman olan cümleler. Bunu paylaşmak istedim.
Allah sizden razı olsun.
t.

 

senaryo

sadık hocam
merhaba..
sizden bir ricam olacak..
bir dernekte ve özel bir okulda
senaryoyla ilgili birşeyler anlatıyorum..
elinizde word şeklinde senaryo, tretman, sinopsis ve bilgi anlamında..
bir şeyler varsa gönderebilir misin?
özellikle üç renkle ilgili kareleri tek tek izleyip yazmanızdan
bahsettim.. onun aslı.. ve sizin yazdığınız metin..
(ayrıca derrida, witgenstein, heidegger’in bazı dergilerinde birkaç
makalesine bakmıştım. temel düşüncelerin öğrenilmesi için hangi
kitaplarından başlanabilir)
dualarla..
e.g

 

sırlar çözülürken

Sadık Bey merhaba,
Size sözünü ettiğim Doz yayınlarından çıkan "Sırlar çözülürken "i bulup okursanız umarım ki farklı bir perspektiften Türkiye’nin son kırk yılının görünmeyenlerini de hesaba katıp kitabınıza son noktayı koyarsınız. Selamlar
Ali Bayramoğlu’nun yazdıkları enteresan ve önemlidir
s.ç.

 

neşe ve hüzün akideleri

Orada neşe ve hüzün akideleri, sürur ve coşku enstantaneleri, kaygı ve tasa kareleri ,dertlerin ortaya serilişinden kopan planların insanı gamdan sevince sürükleyen muattar lahzaları vardır.Dostlukta unutulmaz anları süsleyen şemimler ve amberler burculaşırken düşlerde gülistanları ve laleleri, karanfilleri nesimler eğlendirir ve siz o ikiz ve kadim dostlar hayatta rüzgarla asumana doğru kayıtsızca ama vefa ve sadakatle sallanır durursunuz...
sevgi ve saygılarımla değerli ağabey'im...
inşaallah iyisinizdir
vesselam
a.b.

 

manevi dinamik

hocam saygılar
Dediğiniz gibi, …… gerçekten Türkiye'nin manevi dinamiklerinden....
Bunun en canlı şahidi olacaktım neredeyse....
Ben İnegöl'den İstanbul'a geldim...
İnegöl de iken İnegöl Mehter takımındaydım
Mehter bu yaz Amerika'ya gitti göreve....
Bende bu sene, yaz tatili için İnegöl'e gitmiştim....
beni de götüreceklerdi Amerika’ya....
ama İstanbul'daki tiyatro provaları yüzünden gidemedim....
sonuçta gittiler ve geldiklerinde bana anlattıklarında ben şu kanıya vardım...
"……" farklı bir kulvar, "abiler" daha farklı bir kulvar....
ben elimden geldiğince …..'den isitifade etmeye çalışıyorum…
dediğiniz üzere ortada ileride aşılabilecek veya aşılabilmesi umut edilen bir problem var....hem de ciddi bir problem....ancak sağlığında iken bu kadar "efsaneleştirilen" …….yarın daha farklı şekilde rahatsız edecek noktaya getirilebilir diye korkuyorum açıkçası...
ve ……’in yakın arkadaşlarından Şevket Süreyya Aydemir'in ilginç bir tespiti var. Diyor ki: " …….'i çok şişirmiştik. Onu adeta put gibi görmeye başlamıştık. ancak sonradan anladım ki 'Kahraman putlaştığı zaman ölür'." Böyle diyor....
Umarım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir....
SAYGILAR ŞELALE.....
a.

 

erzurum

ilk önce iyi akşamlar dilemek istiyorum size. ben erzurumdan …..
bu soğuk şehirde okumaya çalışıyoruz. matematikçiyim fakat
edebiyata çok yoğun
bir ilgim var. yazılarınızı zaman gazetesinden takip ediyordum.her
defasında
öyle göz ucuyla başlayıp gazeteyi sımsıkı tutarak
bırakırdım. sizi yavaş
yavaş tanıdım. sonra al aşkını ver beni adlı kitabınızı çok
beğendim. kütüphanemin en güzel yerlerinden birinde. şimdi gezgin
adlı
romanınızı aldım. ama biraz ağır sanki. ben sizin dilinize yavaş
yavaş
alışırken bu biraz ağır geldi galiba. Bir de roman okuyamıyorum.
reşat nuri
okudum 2 sene önce.
sürekli az az okumaya çalışıyorum.
aynı anada
başka bir kitapta takip ediyorum. gerçekten bu kitap ağır mı yoksa
ben mi
acele ediyorum yeni yetme bir roman okuru olarak. size yazmak istedim
rahatsız ettiğim için özür dilerim. yazılarınız çok güzel.
allah yardımcınız
olsun...
c.

 

şiir diliniz

Sadık bey, şiirli dilinizin ve belagatinizin takdirindeyim. Her
yazınızı bulup okumaya özen gösteririm. Bugünkü Zamandaki
yorumunuz
yine aynı dil ustalığını ve derin birikiminizi sergiliyor. Hele
zulme
uğramışın yükünün hafifletilmesi bahsi çok etkileyici idi.
Türklerin
Irağın uğradığı zulmün asıl istikameti haline gelen Fitne
odağı bir
Kürt devleti oluşturulması projesine müdahil olması olarak
algılanabilecek yaklaşımınızı kabullenmek mümkün değil. Belki
otuz
yıldır bir İsrail projesi olarak yürütülen ikinci bir Filistin
yaratma
ve İslamı onulmaz dertlere uğratma sevdasıdır bu proje. Kürtler
her
hal ve karda biz bağımsız devlet olacağız demeyi, doğal bir
insiyak
olarak görüyorlarsa, eyvallah. Bunu zulümle engellemeyelim. Ancak
zalim ve alçakların, dünyayı Allahın taraftarlarına zindan edelim
güçlerinin, destek ve kışkırtması ile bu teze sarılıyorlar ise;
buna
mesafeli duralım. Özal döneminde Irakın Kuzeyindeki tüm aşiretler
Türkiyeye biat ettiler. Ancak ABD ve batı bunu istemedi ve
Türkiyedeki
mutlak uzantısı güçler tarafından bunu engelledi. Şimdide ABD ve
batı
Türkiyeye dost olacak, onun iradesine saygı duyacak bir oluşum
peşinde
değil. Türkiyedeki maşaları eliyle terör ve laiklik
yaygaralarıyla
sıkıştırdıkları hükümete, çekiç güç sürecinin devamı
olarak Kürt
devletinin kurulma ve korunma ihalesini veriyorlar. Mutlak
düşmanlığına ve toprak dahil pekçok iğrenç taleplere
uğrayacağımız bir
oluşumu desteklemek bizden istenen. Bu zulme karşı hiddetlenip,
celallenip saldıralım, vuralım kıralım değil elbette bunun
alternatifi. Ancak devletin söyleyemediği bazı gerçekleri aydınlar
bölge milletlerine söyleyebilmeli. Çok ince ve hassas bir durum.
Kürtleri incitmemek ile bölgenin ve tüm yerli halkların mahvı
arasında, ince bir yol var. Bu yolu mayınlayan çok hain ve büyük
oyuncular var. Tuzakları çok yaman bu fitne erbabının. Biz ise
tuzak
kuranların en hayırlısına sığınmaktan başka ne yapabilirizki?
Bir de
Barzaninin bir kardeşi vardı. İşgalin ilk günlerinde Türkiye
için akıl
almaz hakaretler ve tehditlerde bulunuyordu. Mafiamtırak özentisi ile
ABD li ajanlarla birlikte ciplerle Kuzey Irakta dolaşıp Türkiyeye
küfürler savuruyordu. Sonra konvoyu yanlışlıkla ABD uçaklarınca
bombalandı. Ağır yaralı olarak Diyarbakıra getirildi ve tedavi
edildi.
Ölmekten bin beter bir hale geldi. Şimdi esamisi okunmuyor. Bu zatı
örnek almalı bölgeyi zehirlemek isteyenler. Sizi üzmek istemem
ancak
bunları da yazmalısınız. Sevgi ve selamlarımla.
l.m.

 

tüyap

abi merhaba,
tüyap'ta okuyucularınız vardı. dostlarınız vardı. ben zavallı
öykü yolcusu
yanınıza yaklaşmadım. baş selamıyla yetindim.
bıyıklarımın biçimsiziği siz ürkütmüş olabilir ama kalbim
halistir.
selam ederim
aşağıdaki sorumu kısaca cevaplar mısınız?
bir metafor olarak köprü sizde neyi çağrıştırır.
birkaç cümle ile anlatır mısınız?
r.

 

mesele

Sadık bey, mailimi cevaplama nezaketiniz için teşekkürler. Çok
karmaşık bir konu bu mesele. İnşaallah hakka uygun bir çözüm
bulunur.
Türkiyede bilinçle kurgulanmış ikili bir güç bölünmesi var.
Üniter
diye yırtınanların ikili bir odağın sebebi olması ise ibretlik
bir
durum. Bu odaklardan biri milletin seçtiği meclis ve ondan çıkan
hükümet. Ancak diğer odak maalesef milli değil ve çok milliyetçi
görünen bir odak. 80 lerde cezaevlerinde uygulanan sistemli
pasifikasyon bu odağın marifeti ve akıl hocaları, aynı zamanda
ayrılıkçı Kürtlerinde azgın saldırılarını cesaretlendirmekle
meşguldüler o yıllarda. Irakın kuzeyinde bulunan Kürt
kardeşlerimizin
mutlaka dostluğunu kazanmaya çalışmalıyız, ancak gerek bizdeki
yasal
olmayan odağı kışkırtanlar ile, Barzani ve Talabaniyi
cesaretlendirenler aynı güçler. Şimdi buradan doğru bir çözüme
ulaşmanın zorluğunu idrak etmeli ve bu oyunu bozacak bir yolu
tutturmalıyız. Yani ters köşe sistemi çok iyi kullanılıyor bu
Hakk
düşmanlarınca. Ancak sizinde pekçok yazınızda belirttiğiniz Hakk
dostlarının ve Anadolu erenlerinin yardımıyla doğru bir çözüme
ulaşırız İnşaallah. Fasık Türklerle fasık Kürtlerin alet
oldukları
oyun bozulur İnşaallah.
Görelim mevla neyler. Selam ve dua ile.
l.m.

 

sınavlar

Değerli Ağabey'im
nasılsınız değerli ağabeyim
inşallah iyisinizdir
ağabeyim haftaya sınavlarım başlıyor
şu yazıda biz öğrencilerin halet-i ruhiyesinden yansıyan komik bir tecelli
Profesör ona "neden başını duvara yaslayarak, o uyur vaziyette, dersimi dinliyorsun ki?Hep böyle yapıyorsun" diye tatlı sert bir edayla çıkışınca o, sınıfta hiç konuşmayan genç, afallığından kurtulmak ister gibi bir den irkilerek boğazını temizledi ki o ana kadar tüm kafaların kendisine çavrilmesini başardı ve şöyle dedi: "Hocam ışık , gene boğazını temizledi ve yutkundu, ışık gözlerimi alıyor ..rahatsızım, ve sesi git gide yükselirken, ,jest ve mimikleri helecanını ifşa ederken , yoo!yalan..yalan söyledim.Boşuna yani,nedensiz yere,boğazını temizledi,başımı oraya yasladım, bir fren yapar gibi yutkundu,utandım şu an ve utancım bana yalan söyletti dedi,elleri titremeye başladı.özür..özür dile..yutkundu,özür dilerim diye yineleye yineleye ve titrerken dışarı çıktı. "utancın can çekiştirişi" diye arkalardan bir ses geldi.Sınıf gülmekle gülmemek arasında tereddüt ederken ve acımakla dalga geçmek arasında ikilemdeyken profesörün tebessümünden alınan izinle kahkahalar atıldı.Sınıfın en garip,en suskun ve en ilginç öğrencisinin bu utançlı-korkulu tutumu benim içimde tuhaf bir hava estirdi.İyiniyetli bir çıkışa verilen bu trajikomik tepki o öğrencinin nezdinde hocanın nasıl ulvi ve kutsi göründüğünü ifşa etti açıkçası yahut hocaları nasıl gördüğünün jurnaliydi onun bu davranışı.Ama onda sınıfın baskısı da var gibiy...

-Oğlum sen iki saattir ne yazıyorsun yahu?İki de bir sana bakıyorum.
-Boğazımı temizledim,korktum,yutkundum ...

dua ve de muhabbet ile
esselamu aleyküm
a.b.

 

barış

Selam hocam;
Nasıl yardımcı olabilirsiniz? sorusuna karşılık birşeyler yazmak isterim
Ama bu başka soruları içinde barındırabilir?
Mesela bu denli geniş ve farklı görüşleri barındıran bir konudan barışa hizmet etmesini temenni ettiğim bir dil nasıl oluşabilir? burda istifade edeceğim kaynakların sizin referansınızı taşıması ve izlenecek stratejıyle alakalı olarak sizin belirtmek istediğiniz görüşler
Hocam bu da benim problemim ama ben bir çelişki içindeyim. hem sanatın dilini kullanarak bir şeyler yapmak, hem toplumsal baskının duygularımı sansürlemesi veya bazı arkadaşlarımın kürt sorununa ilişkin olarak terörü meşrulaştıran ifadeleri ve bunların benim üzerimde cesaret kırıcı etkileri. korkuları yenme adına belki bu meselenin tüm korkuların üstünde bir ihtiyaç olabileceği inancına kavuşmam gerekebilir.
bilmiyorum
n.

 

İletişim Deveran mı? Kesik Devre mi?

hocam saygılar
Son kitabınız "İletişim Deveran mı? Kesik Devre mi?" kitabınızı aldım... Hikayesi de ilginçtir....
Kapı Yayınları'na gittim sizin son kitabınızı istedim....Adamlar dediler "daha matbaadan yeni geldi koliyi açmadık" ben dedim olsun bişi olmaz. Sadık Hoca beni tanır :)
onlar da saolsunlar ilk siftahı benden yaptılar....Umarım bereketini görürsünüz...
Galiba bu kitabınız "Televizyon ve Kutsal" ın yeni bir basımı değil mi?
Bir de sizin enfes eseriniz olan "Unsuru'l Belagat'a İlişkin Notlar" ne olacak?.... Onu da yeniden bassanız fena olmaz aslında....Hatta onun da ilginç bir hikayesi var...Bende Gelenek'ten çıkan baskısı vardı bu kitabın...Bir özel kütüphaneye bağışta bulunayım dedim...Unsurul Belagata İlişkin Notlarıda verdim....Yıllarca risale okumuş bir insan ne dedi biliyor musunuz?..."Bu yazarı tiyatrodan mı tanıyorsun?...Tiyatroyla mı ilgili bu kitap" dedi.... Güler misiniz ağlar mısınız bilmiyorum ama ben sinirlendim açıkçası... bir de "dünya durulmaz" adlı kitabınız ne zaman çıkacak?...Bilgilendirir misiniz fakiri bu konuda....
sonra bu görüşememe meselesi de beni size karşı mahcub etmeye başladı...mağdur görün beni hocam...geçen kenan bey le golan programanıza gelmeyi düşündüm ama iktisat meselesi....yer de uzaktı...ama ciddi ciddi düşünmüştüm...evdeki hesap çarşıya uymadı....
ama aralıkta (13-14-15) üç gün buradasınız.... o zaman görüşüp halleşelim... hem bana bu sufi şiirler seçkisi konusunda yardımcı olursunuz...bende o zamana kadar bitirmiş olurum....inşaallah çıkaralım o kitabı hocam olur mu? Çemberlitaş'ta FKM deyim ben.... Hem gelir oyunlarımızdan izletiriz size burada, zamanınız olursa eğer...
son olarak saygılarımıa arz ediyorum hocam...
sağlıcakla kalın....
dualarınızda bu fakire de yer ayırmanız temennisiyle...
a.k.

 

DOLLS- BEBEKLER

DOLLS- BEBEKLER

Uzakdoğu sineması; insan doğasının şiddete, anlamsızlığa ve tehlikeye olan gizli/açık düşkünlüklerini, kimi zaman algı sınırlarının altını oyarak perdeye taşıdığı gibi, aşk'a dair de ölümcül güzellikte öyküler anlatmaya devam ediyor. Bebekler'in nefes kesici fotoğrafları, özenle düğümlenmiş kırmızı bir iple insanın nefesini kesiyor. Zaman denen hayaletimsi kediyi ciddiye almadığımız takdirde, aşkın ölümcül yüzünü biz ölümlülere göstermekten kesinlikle rahatsızlık duymayacağını hatırlatıyor, çilekeş kahramanlarına ve bize!..
Bunraku kuklacılarının bir gösterisi ile açılan Bebekler birbirine dolanmış aşk hikayeleri anlatıyor. Kuklacıların elinde ifade bulan bebekler ise filmin en çarpıcı fotoğraflarından birine açılıyor. Yeni filmi ile iç yıkıma dair bir şiddeti anlatan sert yönetmen Takeshi Kitano'nun yıllar önce beynine kazınmış, sarsıcı bir görüntü bu. Birbirine uzun ve kalın bir iple bağlı, esrik bir adam ve kadın insanların arasında yürürler. İnsanların anlamaya çalışan gözlerle baktığı bu bağlı dilenciler, bir yıldız gibi parlayan imgesini geride bırakır ve biz öykülerini en baştan izlemeye başlarız.


DOLLS- BEBEKLER
Takeshi Kitano'nun bu görsel bir şölen olan filmi, belki de Düşler(kurusova) den sonra, renkleriyle, sessizliğindeki gizemle, kırmızı iple bağlı sevgililerin aşk yolculundaki bağlılığı yanındaki talihsizlikleriyle ve her aşkın bir çıkmaz yol olduğunu anlatan üç öyküsüyle çarpıcı, etkili ve izlemeye değer yapıtlardan.
İzledikten sonra etkisinde kalacağınız bu filmi, bi arkadaşıma göndermek için tekrar ortaya çıkardığımda, dayanamadım ve tekrar izledim.
İnsanların arasında aralarındaki kırmızı halatla bağlı adam ve kadın, aşkın bir bağ olduğunu ve ve sanırım Goethe nin dediği gibi tüm bağları yıkarak kendi bağlarını kurduğunu somutlaştırarak beyaz perdeye taşıyor.
Ne dersiniz? Bu üçü de kaçırılan hayatları, aşkın ayrılık ve imkansızlıkla ve ölümle dansını yansıtırken, bize, bizden olan bi ifadeyle yaklaşmıyor mu? Fuzuli der ya ‘’ tüm ayrılıklarda Allah’ın izi vardır, sen bu izi bulmaya çalış’’ Yani her aşk hamlıktan kurtulmak için, Allah’a yakınlaşmak için bir yol.
Beyazperde de şimdiye kadar izlediğim tüm aşk hikayelerinden daha etkili olduğunu söyleyebilirim size. Bi adam daha iyi bir gelecek için aşkını terk eder. Kadınsa onu bıraktığı parkta yıllara inat iki yemek kutusuyla sevgilisini beklemektedir. Renkler, sonbaharın tüm güzelliğini gösterirken bir tabloyla karşı karşıyasınızdır artık.
Aşkı yitirmenin bedelini öderiz. Kahramanlarımız sadece bize tercüman olur.hayatın kırılma noktaları vardır, yönetmen kuklalar aracılığıyla birleştirdiği yaşamların, hataların geri dönülmezliğini yansıtır.
Büyüleyici bir doğa fotografı vardır önümüzde. Dökülen yaprakların, rengarenk ahenginde, karda yürüyen sevgililerin asılı bulunduğu kurutmalığa kadar her şey bi görsel şölene davet.
Daha önce Düşler de gördüğüm bu etkiyi yeniden yaşamaktan zevk duyarken, aşkın yenilenen bir şey olup olamıyacağı sorusuyla boğuştu zihnim. Kalp yenilenen midir? Şair derdi ya her kalp bulunduğu kalbin şeklini alır diye. Aşkın yakıcı yandırıcı olmasından ve mutlak ayrılık ile sonuçlanmasından yola çıkarak, aşk ve ölüm kardeştir diyenlere hak veriyor insan.
Olan olmalıydı. O zaman olmadığında bunca ah vah neden? Aşk hikayeleri üzerine az çok kafa yorarken, sekizinci sanattan gelen bu harikulade ifadede bizi buldum dersem, yakın zamanda okuduğum Şems ve Mevlana’dan bir alıntıyla bitirisem umarım filme dair bir merak oluşturmuş ve izleyenlerle de duygularımı paylaşmış olurum.
Mevlana nın Şems ile buluşmasından önce aşkı takvasında gizliydi; buluştuktan sonra takvası aşkında gizlendi.
Aşk olsun.
a.a.

 

ötesi

Ötesi
Deniz
Gerisi
Yalan
Başkası
Ben olmayan
Umut
Sevinci fukaranın
Yağmur
Müjdesi baharların
Kün
Fe yekun gerisi
Saçlarıma kondu bir sevda perisi
Bir küçük bakış arta kalan
Bir kıyamet öncesi
Git
Gelme diyememenin en haincesi
Yazdım
Konuştum
Sustum
Yaz
Konuş
Sonra sus
Emir kipinden bir hikaye
Giriş
Gelişme
Sonuç
Uç ateş böceği uç
Ve nokta
Nun’un ve kafın üstüne
Kün
Ve gerisi
Fe yekun
Ötesi
Üç küçük nokta ...
Yollar muhakkak varır büyük “O “ ya

m.y.

 

dosya

Sizin gibi kalemin ve kelimelerin ustası olan birine gönderirken büyük bir tereddüt yaşamış olsamda bu dosyayı ,sizin o harika çalışmalarınızı okuduktan sonra aklıma ve gönlüme düşenlerin kağıda böyle yansıdıklarını bilin istedim.
Selam dua ve muhabbetle
m.y.

 

yazarlık okulu

öncelikle teşekkür ederim. yalnız dediğiniz gibi yüzyüze konusmamız gerek sanırım. şimdi yazarlık okulunun programına baktım. başlı başına bir program ve kayıtlı/ücretli bir yapısı var. sadece sizinkine gelmem biraz zor sanırım. ama istanbul'da başka bulunduğunuz zamanlarda isterseniz sizinle görüşmeyi çok isterim.
oldukça yoğun olduğunuzu tahmin ediyorum ancak teklif etmeden geçemeyeceğim. ben yıldız teknik üniversitesi bilgisayar mühendisliği öğrencisiyim. beşiktaşta arkadaşlarımla bir evde kalıyoruz. sizi evimizde misafir etmeyi çok isterdik.
iyi çalışmalar.
y.

 

yazılarınız

Selam hocam nasılsınız;
son günlerde zamandaki yazılarınızla sizi tanıdım
bugünlerin kendine has 'o'buhranlı atmosferinin bir panzehiri olarak
okudum sizi
'nasıl hissetmeli,nasıl dillendirmeli ve nerde susmalı' diye
sorduğum sorulara tam anlamıyla karşılık gelen cevaplar gibiydi
yazılarınız
ben(gecikilmiş olsada)kürt sorunu kavramının içeriğini
bilmeye(anlamaya) ihtiyaç duyuyorum
sanki 'biz' bunu görmezden gelerek,ve bununla yüzleşmeyerek hep
savaş ortamlarına hizmet ettik
kimbilir
kültürel kimliklerin varolma alanlarını
genişletmek,özgürlüklerin desteklenmesi vs...gibi siyasi olarak çözümler getirenler
yada kendi ulusumuzu kurmak ve bizi inkar edenlerle doğal olarak
savaşmak hatta onlara karşı cihat ilan etmek gerekir diyen müslüman
kimlikli kürtler
veya bu iş gönül işi gönüllere girerek olmalı diyenler
ve her iki tarafta yaralı anneler
hocam ,ben birşeyler yapmak istiyorum
ama o 'birşeyler' barışa hizmet etmeli
barışperest bir duygu ile değilde hakkaniyet duygusu ile birşeyler
yapmak
somut olarak bir belgesel flim düşünmeye başladım bu konuyla
ilgili
ödevime çok iyi hazırlanmalıyım
ve bu dönem de bazı riskler taşısada aynı zamanda hayırlı bir
işlev görebilir diye düşünüyorum
fakat bu mevzuda çok farklı yaklaşım benimseyenler var.
açıkcası ilk günlerdeki kadar duru değilim
biraz karışık belli ki
fakat sizin o karşı konulmaz gönül dilinizi yakalayarak
o duruşu koruyarak 'birşeyler 'yapmak istiyorum
bana nasıl yardımcı olabilirsiniz?
kolay gelsin
n.

 

yazılarınız

Merhabalar efendim;
nasıl demeli bilemediğim için edebi anlatım biz acizlere göre değil o yüzden doğrudan doğruya söylemeliyim ki; yazılarınız çok güzel. farklı bir şekilde anlatıyorsunuz. akıcı ve anlar.gezgin’i okudum muhteşem. sizi takdir ediyorum. yeni kitaplarınızı sabırsızlıkla bekleyenlerdenim.
allah'a emanet olunuz.
e.b.

 

terör

Kıymetli Hocam,
Nasılsınız?
Üzerine çok söz söylenmiş ve her an yeni gelişmeler yaşanan "terör" konusu hakkında bir dosya hazırlamaya çalışmaktayız. Fakat gündemin çok değişken olması, konuya bakış açımızın daha genel olmasını gerekli kılmakta. Bu bağlamda, Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu, geçmiş-gelecek ilişkisiyle ele almak istemekteyiz. Ve eğer kabul buyurursanız, bu konu hakkında değerli görüşlerinizden faydalanmayı umuyoruz. Yaşanan gelişmelerle ilgili, genel bir değerlendirme ve yorumlarınızı içeren bir yazı bizi çok sevindirecektir.
Şimdiden çok teşekkür eder, hayırlı akşamlar dilerim.
m.

 

gezgin

hayırlı günler
her ne kadar zaman gazetesindeki yazılarınızdan size aşina olsam da, sizi tanımam tarih kültür araştırmaları derneğindeki "tasavvuf girizgahı" konulu söyleşide oldu diyebilirim. söyleşiden sonra özellkle ibn arabi'nin kişiliği, hayatı çok dikkatimi çekti. Gezgin kitabınızı okuyunca müthiş lezzet aldım. tasavvuf risalesi'nide aldım şimdi kitap okuma sıramda. şimdi de cemalnur sargut hanımla söyleşiniz olan "aşka yolculuk" kitabını okuyorum. harika bir çalışma olmuş.öncelikle bu çalışmalar için size bir kez daha teşekkür etmek isterim.
bunlar dışında anlayamadığım birkaç konu hakkında size sorularım olacak. lütfedip cevaplarsanız beni çok mutlu edersiniz.
1- anlatılana göre yunus emre mesneviyi okuduktan sonra hazret'e "çok güzel olmuş olmuş ama biraz uzunca kaçmış. ete kemiğe büründüm yunus diye göründüm yeterliydi" demiş. ben işin açıkcası bu sözü anlayamadım. tefekkür melekem kıt olduğu için bir düşünce üretemedim. sizce yunus emre ne demek istemişti?
2- risalelerin başında üstad ve risale-i nur hakkında kısa bir önbilgi bulunur. burada hz. mevlananın bu zamanda gelseydi risale-i nur yazacağı (yazdırılacağı), bediüzzamanın o zamanda yaşasaydı mesneviyi yazacağı(yazdırılacağı) geçer. şu zamana kadar her devirde imamı rabbani, imamı gazali gibi yüzlerce müceddit geldiği halde, hatta abdulkadir geylani gibi üstada üstad olmuş bir insan var olduğu halde, üstad niçin hz mevlana'ya özellkle atıfta bulunmuştur?
3- ibn arabi için kullanılan ve kendisinde kullandığı şeyhül ekber ve özellikle hatemül evliya ne demektir?
sizi sıkmazsam ileriki zamanda da sorularımı ileteceğim. zaman ayırdığınız için şimdiden teşekkür ederim.
y.e.

Cuma, Kasım 09, 2007 

web sayfası

Web sayfanda epey dolaştım bugün, ben de sana benim blog sayfamın adresini yollayayım dedim. Yazılarındaki o hiç eksilmeyen lezzetin ardına düşmeyi her zaman sevmişimdir, senin yazıların ısırıldıktan sonra ağızda hüzünlü ama muhteşem bir tad bırakan yasak elma gibidir. Sağlık ve afiyet ile hep yanyana ol, Rab yolunu aydınlatsın, dua ve selâm ile...
h.d.

 

yazmak

Merhaba Sadık Ağabey,
Yazmak üzerine kendi içimde yaşadığım bir kaç tereddütüm var ve size danışmak istedim. Ben iyi yazmamakla birlikte ve gerçekten o birikime sahip olmadığımında farkında olmama rağmen kendi dünyamda bir yazma isteği var. Genelde törpülediğim ve önüne geçtiğim bir istek.
Bediüzzaman hazretleri edebiyata ve başkalarının bişeyler yazmasına nasıl bakıyor. Ben iyi bakmadığı kanaatinde olduğum için bu suali size gönderiyorum..
Görüşme ümidiyle...
Hoşçakalın..
m.c.

 

sühan

evvela selam ederim.
umarım afiyettesinizdir.
kargo ile değil de posta ile gönderdim dergileri.
eski sayılardan bazıları ve yeni sayı var.
18. sayımız "veda" mevzuu üzerine olacaktır.
sühan bir süre çıkmayacak belki de hiç çıkmayacak. o sebepten veda ya da
sühan çağrışımlı yazılar topluyorum yeni sayıya.
2008 den önce çıkarmak muradındayım derginin nihai sayısını.
yani aralık başına kadar vaktimiz var.
dergiler içine bir de kitap ekledim.
düşüncelerinizi bildirirseniz sevinirim.
h.

 

senaryo

s.a. hocam,
Gecen seferki mailime cevap vermenizden cesaret alarak 5-6 ay önce yazdıgım (yazmayı denedigim) bir kısa film senaryosu denememi gönderiyorum.Olur da ki yoktur ama boş bir zamanınızda okumanızı ümit ediyorum.Eğer gerek görürseniz eleştirilerinizi bilmek isterim.
s.i.

 

21 Ekim

21 Ekim'de sandığa gidelim ve görüşümüz neyse, onu yansıtalım oraya... Özellikle Doğu Anadolu'da katılım ne kadar yüksek çıkarsa, milli birliğimizi daha çok göstermiş oluruz dünya-aleme
m.n.

 

yazı

Değerli ve de canım ağabeyim...
sizin frankfurt kitap fuarına gittiğinizi düşündüm bu uzun aradan dolayı
nasılsınız ağabeyim
işleriniz hayatınız nasıl
sıhhatiniz nasıl
inşaallah iyisinizdir
bir yazı gönderiyorum
sonu pek öyküye benzemiyor gibi gelse de öykü diye addedebilir miyiz suali ile

Barış
Yitirilmiş duyguları arıyorum.Sessiz sedasız ve apar topar çekilip giden yekta ve yegane duyguları yine ve defaatle hissetmenin şeydası olmuşum.Hayatım katlanılmaz acıların tesiriyle allak pullak oldu.Yaşamım köhne ve yıkık yıprak..kadim bir ev gibi.Rüzgara dahi karşı koyamayacak kerteye geldim.Artık varolmayan sevginin yoksunluğunda dayanılmaz terkedilişlerin , karşı konulmaz ve bir çuvaldız gibi muttasıl beynime saplanan , sarfedilen sözlerin sızısını yaşar ve çeker hale geldim.Şefkati hissedemeyişimin kefaretini kaybolan yılları hatırlayamamakla, vefasızlık ve sadakatsizlikle, anında ve misilleme kültürü ile yaşadım.Hoyratlaşan ruhum şedid ve galiz hisleri sırtına alıp taşımaya, kin, öfke ve hırsla gezmeye, düellolarla antlar içmeye başladı.Kızgınlaştım.Sinirlerim beni aldı ve oradan oralara taşıdı durdu.Akılsız mecnunun düşüncesiz haliydim.Merhametsizleştim, çok olmadı, yalnızlık, sessizlik ve durgunluk ruhumda hüküm sürmeye başladı.Yoksun olduğum bu tadılası duygular vicdanımı işlemez hale getirdi.Körleşen vicdanım önünü göremez oldu.Hiddetlendim.Durmadan onlara ya da şunlara, ayırt etmeksizin ahkamlar kestim.Susarsam pes edeceğim zannıyla konuştum durdum,avaz avaz bağırdım ve kendi şamatamda bilincimi yitireceğim korkusu bir yana kendi keşmekeşimde, kendi kaosumda boğulacağım sandım, çıldırıyorum'un elimi kolumu bağladığı o an müzlim duygular pişkin gülüşleriyle bana misafir oldular, hırçınlığıma iyi tarafından baktırmanın yollarını arayan bu kara ve ne idüğü belirsiz duygulara o çarnaçarlıkta ne kaygılandım ne tasalandım,karşı koymadım,onlara kandım.Acizliğimin zayıf ve yardıma muhtaç anlarında bende hep varolan dirayetime başvurmayıp bu davranışımla da adeta sırt çevirdim.Yürüdüm acımasız tayfunlar gibi.Koştum,gülüşümdeki,itici,pesimist havayı farketmeden.İlerledim ,farkına vardırıldığım özgürlüğümde hissettiğim efendilikle.Emirler,direktifler verdim olur olmadık duyguları yaşlı,genç,akraba,komşu,yabancı dinlemeden dikte ederek ve kendi hezeyanlarımı ,akıl almaz davranış ve tutumlarımı ,fikirlerimi ta çocuklara dahi empoze ederek.
Aymazdım,uzaklaşıyordum toplumdan ve gittikçe insan sesleri kulağıma ulaşamaz oluyordu.Yalnızlığın fasarya olduğunu sandığım anların hemen ertesinde boğulası sessizlik ve kıpırtısızlıkla başbaşa kalınca karşı karşıya olduğum yalnızlığın ne kadar ağır ,acı ve dayanılmaz olduğunu yavaş yavaş idrak ediyordum.Yaptıklarımdan pişman olduğumu düşündüğüm o lahzaları anutluğum yakıp kül ediyor ve boşluğa anlamsızca savuruyordu.Karamsarlık ve kötümserlik artık bir kompleks olmaktan daha yakındı bana.Şeffaf ve insansı duyguların boşluğunu kara,fırtınalı ve çekilmez ,hırpalayıcı, illet ettirici duygular alıyordu.Ele geçirilmiş benliğim şeffaf ve duru ruhum üzerine kara bir elbise geçiriyordu. Uzaklarda yalnızken bir çocuk daha önümden geçtiğinde yorgun gözlerim bitap düşen ruhuma aldırmaksızın kaybolana değin hep onu seyretti.Kaldırımlarla ve sokak taşlarıyla oyun oynuyordu.Evlerin arasında hep varolan bu sokaktan geçti.Ellerini özgürce , özgürlüğe savuruyordu.Uzak değildim zira bu benim sokağımdı.Bir zamanlar benimde onun gibi yürüdüğüm ve bu kaldırımlarında Allah bilir kaç çeşit oyun oynadığım sokaktı burası.Arkadaşlarım , dostlarım vardı.Beni seven teyze ve yengelerin tatlı ve şefkatli sözleri bana hitaben söylendiğinde utandığım, hatta sevgi selinden bunaldığım anlar vardı.Şaşırıyorum,peh diyesim geliyor şimdi camdan dışarıya bakınca.Hırçınlaşan ruhum şu zamana kadar yaşamıma direngenlik göstermişti ki adeta bir lahde tıkıldım.İnadımın kefareti çok acıydı.Meğer yalnızlığım kendi ördüğüm duvarların esbabıydı.Ben sanki sevgiden,şefkatten,merhametten ve vicdandan korunmak için örmüşüm dört bir yanımı.Allah'ım bu ne aymazlık.Tıkılı kaldım burada.Gittikçe ağırlaşan nefesim yıldırıyor beni.Usanç gösteren ruhum isyana teşvik ediyor bedenimi.Nasıl kurtulacağım?Bir bisikletli,tek kolunda ekmek poşeti hızla geçiyor aşağıdan yukarıya.Arkadaşımdı o.Uzaklaştım onlardan.Yalnızlığımın mahkumu edilmem ,sessizlikle hüküm giymem, haksız hukuksuz, adaletsiz oluşumun nedeniydi;evet!Bu acı,bu sızı can çekişen ruhumu galeyana getiremeyecek kadar değersiz ve hantal .Tutarsızlaşan düşüncelerim helezonlaşmış ve ürkekler ,korkudan birbirlerine dolanmışlar.Ahh!Bu neyin azabı?
Bana barış gerek.Bu duvarları eritecek.Bana nefes aldıracak.Beni güldürecek,sevindirecek.Vesilelere sebebiyet verecek ,birleştirecek,güçlendirecek ve yaşama sevinciyle insanları müjdeleyecek barış ve hakikat gerek.Yalnızlığımı dostlarımın yad edilesi sevgi sözcükleriyle bezeyecek,arkadaşlarımın çevreyi şefkatlerle bizekleyecek sevgi gerek bana.Bana surür gerek.Açık yüreklilikle fısıldayacağım o merhamet gerek bana.Vicdanımı rahat bırakacak pesimist ve hodbin duyguları paramparça edecek utkuya layık canan duygular gerek.Bana beni göründüğüm gibi kabul eden ve olduğum gibi gören bir dünyanın müsterihliğini, serinliğini ve faziletini verecek barış ve hüsün gerek.Bana ruhuma neşvünema bulduracak bu kadim ve unutulmaz duyguların o muattar kokuları, abıhayat suları gerek.Allah'ım..buğulanan ve puslanan pencerem parıldarken erik ağacımın çiçek açan yeşil ve pembe renkleri gözlerimi alıyor.Dışarısıda çıplak ve sevimli güneşle ısınırken erik ağacım bana barışı dolayısıyla süruru muştuluyor.Hayatla barışmak için ruhum birden öne atılıyor.Bırakıyorum kendimi.Dönüyorum havalara uçarken ve burnuma layemut kokular geliyor.Bembeyaz bir gül girdabında en dibe, nihayetsizliğe sığmanın tatlı telaşı var üzerimde.Birden özlediğim hava burnumda tütmeye başlayınca tamahkarlaşıyorum.Düşlerim dürtüklüyor beni.Çocukluğum gençliğime el uzatıyor.Ve bana geçmişimi gösteriyor.Meğer ne neşeli ve yaşanılası imiş.Barışmak istiyorum seninle diyerek diz çöküyorum önünde...
şu hıfzı topuz’un aldığım kitaplarını necip mahfuz niyeti ile almışım, kendime güldüm durdum
necip mahfuz nasıl ağabey'im ?
dua ve de muhabbet ile
vesselam
a.b.